• DOLAR
    5,3105
    % 0,10
  • EURO
    6,0449
    % 0,25
  • ALTIN
    226,9891
    % 0,19
  • BIST
    104.330
    % 1,11
Ey haç koruyucuları! Ve Şam topraklarında ehlisünnet katillerinin koruyucuları!

Ey haç koruyucuları! Ve Şam topraklarında ehlisünnet katillerinin koruyucuları!

Ey haç koruyucuları! Ve Şam topraklarında ehlisünnet katillerinin koruyucuları!

 

Mü’minlerin Emiri Ebu Bekir El-Hüseyni El-Kureşi El-Bağdadi’nin -Allah O’nu korusun- “Ve Sabredenleri Müjdele” başlıklı konuşmasını sizlerin okumasını kolaylaştırmak için konuşmayı parçalara ayırıp yeniden istifadenize sunuyoruz.

Ey İslam ehli! Başlarında Amerika olmak üzere haçlılar, bu ümmetin bu zamanda kendisinden korkulacak ve sakınılacak olan bir devamının olmadığını ve çocuğunu düşürdüğünü zannettiler. Müslümanlara karşı olan savaşında ekini ve nesli helak ederek Mücahidlerin göğüslerinde tutuşmuş olan ümitlerini yok edeceğini hayal ediyor.

Şayet gerçeğe karşı tarafsız olan kişi baksa, yirmi yıla yakın bir süredir İslam’ın oğullarına karşı direk çarpışma alanına girdikten sonra haç koruyucusu Amerika’nın ne hale dönüştüğünü anlayacaktır.

İşte O, Allah’ın fazlı ve lütfu ile politikacılarının ve büyüklerinin de açıkça belirttiği gibi muasır tarihinde geçirdiği en kötü merhaleyi ve Allah’ın izni ile yok oluşunu bildiren bir durumu yaşamaktadır. Ardından keder ve pişmanlıktan başka bir şeyi toplayamadığı bolca para harcamasına olan pişmanlığını gizlememektedir.

Cihadın alanının ve azimli gayretinin genişlemesi ile onu genişlemekten ve yayılmaktan engellemek ve uzak tutmak için ümitsizlik ve sefalet içerisinde iki acıyı tadan yıpranışının dozu arttı.

Bugün müttefiklerine yaptırım uygulaması, Türk sahnesinde olduğu gibi onların etrafında homurdanması, haçlı rahibin serbest bırakılmasını istemesi ve bu isteğinin reddedilmeyle karşılaşması, Rusya ve İran’ın başkaldırma ve onun onlara direttiği yaptırımlara boyun eğmeme çabaları hatta Kuzey Kore’nin bu yaptırımlara uymayacağını açıkça belirtmesi ve Amerika’nın izlenilen metodunu “çetelerin siyaseti” olarak nitelemesi; önceden olduğu durumdan gerilemesinin ve çökmesinin alametinden ve zayıflığını gördükleri için müttefiklerinin kasıtlı olarak onu tahkir etmelerinden başka bir şey değildir.

Muhakkak ki, onun başına gelen heybetinin kırılmasında ve alçalmasında Allah’tan sonra mücahidler için fazilet vardır. Onun gururlanmasının ve Devleti Irak ve Suriye’de şehirlerden ve köylerden çıkarmasıyla elde edilen sözde zaferiyle övünmesinin hiçbir değeri yoktur. Zira Allah’ın arzı geniştir. Savaşta zafer dönüşümlüdür ve savaş sona ermemiştir.

Allah’ın, onun on yıl boyunca belki de daha fazla süredir oluşturduğu grupları, tugayları ve taburları Irak’taki mustazaf Mücahidlerin elleriyle helak etmesinden sonra onun ve onun büyük mücrimleri için en uygun ve en layık olan şey kafalarını toprağa gömmeleri ve ayıplarını gözlere görülmekten örtmeleridir. Sonunda mücahidler onları Irak’taki İranlı Rafızi gruplara ve milislere dalkavukluk etmeye ve yaltaklanmaya mecbur bıraktılar. Kendisinden yardım istenilen büyüdü. Böylece bu milislerin komutanları yönetime geldiler ve bu gruplar kendi paylarının yasını tutarak pişman oldular. Zira bu, onların hali ve söylemidir.

Allah’ın başarılı kılması ve lütfu ile mücahidler, Amerika’nın hayal ettiği egemen olma ve etkinliğini artırma hayalini haçlı Rusya gelip bölgede kendisiyle çekişecek ve ona bölgede yalnız olmasını çekilmez kılacak kadar boşa çıkardılar.

Ey haç koruyucuları! Ve Şam topraklarında ehlisünnet katillerinin koruyucuları! Bizler İslam Devletinde sizin için Irak ve Horasan’ın korkularını unutturacak şeyler hazırladık. O iki yerde savaşın alevleri sönmedi ve Allah’ın gücü ve kuvvetiyle asla sönmeyecekte. Zira günler aramızdadır ey haç koruyucuları.

Ey Şam’daki ehlisünnet! Mücahidlere karşı çıkan ve seneler boyunca cihadı geciktiren haksız iddia sahipleri devrildi ve kiralanmış batıl ehlinin ayıpları açığa çıktı.

İslam Devletinin oğulları size yardım etmek ve mukaddesatı savunmak için harekete geçtikleri andan itibaren onların en büyük gayeleri mümkün olduğu kadar, tüm dünyanın gözleri önünde sizin bu gün karşılaştığınız zor durumdan sizleri uzaklaştırmaktı. Zira tarih tekerrür etmektedir.

Bizler haçlıların, Irak’ta önceki sahavat gruplara ve mürted aşiretlere davranışlarından ve onları nasılda kendi başlarına ölüme ve Mücahidlerin tokmağıyla Rafızilerin örsü arasında olmaya terk ettiklerinden sizleri sakındırmıştık.

İşte Şam sahavatı! Kendi ölümüyle ve müminlerin yolunun dışında başka bir yol izleyen, haçlıların emri altında olan ve ahiretini ve dünyasını başkasının dünyası karşılığında satan herkes için kaçınılmaz olan kaderle karşılaşmaktadır.

Ey Şam’daki sahavat gruplarının askeri! Etrafında olan olayları ve komutanlarının ve grubunun polislerinin seni hangi duruma götürdüklerini idrak etmenin zamanı gelmedi mi?

Şam’da ki Ehli Sünnete yardım etmekle seni aldatıp aklını çeldiler. Nusayri tağutundan ayrıldıklarını ve ona karşı çıktıklarını ilan ettikten sonra Yermuk havzasında ve Süveyda çölünde olduğu gibi bugün İslam Devletine karşı savaşta onunla tek saf olarak durup onunla uzlaşıyorlar.

Ey sahavat askeri aklın nerede? Gözün kör olduysa kalbin nerede? Dikkatlice bak ve düşün, zira iş ortaya çıktı ve örtü kalktı. Özgürleştirilmiş yer diye isimlendirdikleri yerlerde Allah’ın şeriatı ve hükümlerinin tatbik edilmesi nerede? Ki o mıntıkalar hatırlanabilecek bir savaş olmaksızın Nusayrilere, İran’a ve Rusya’ya teslim edilmektedir.

Ne için savaştığını bil. Evet, kendisini cahiliye bayrağı altında helak eden kişiler için kendini feda ettiğin halde ne için savaşıyorsun?

İmamı Müslim sahihinde Nebi Sallallahu aleyhi ve sellem ’den şu hadisi rivayet etmiştir; “Kim cahiliye bayrağı altında savaşır, bir akrabalık/kavmiyet (grup) için kızar veya bir gruba çağırır ve gruba yardım eder ve öldürülürse onun ölümü cahiliye ölümüdür.” (Müslim, Fitneler ortaya çıktığı zaman cemaate sarılmayı emretme babı, 1848) Hatta bunu cehennem çağırıcıları süsleyip senin için güzelleştirseler de bu böyledir.

Sana şaşırılmalı! Laik bir tağutun, Nusayri tağutunun yerine geçmesi için mi çıktın? Bunun için mi seferber oldun? Ey hicret eden kişi bunun için mi hicret ettin? Veya bununla mı zafer kazanılır? Rahmetlerin, lütfun ve sıkıntıların giderilmesinin inmesi beklenilir? Hayır, vallahi bu davet sahiplerinin yolu değildir.

Seni içerisine düşürdükleri riddetten Rabbine tövbe et ve yönel ve Allah’ın fazlı ve lütfu ile sayılamayacak zararlar ve acı bir savaş vermeden düşmanına kutlama yapacağı hiçbir toprak bırakmayan İslam Devleti’ne yardımcı ve destekçi ol.

Hiç kuşkusuz ki Doğu Guta’nın ve Kuzey Dımeşk’ın başına gelen; halkının göç ettirilmesi ve topraklarının yağmalanması, Havran topraklarının dönüştüğü durum ve riddet gruplarının ülkeleri nasılda teslim ettiği, mürted hainlerden çoğunun kendilerine verilen görevleri yerine getirdikten ve mücahidlerle düşmanları olan Nusayri ve Rafızi müşrikler arasına girdikten sonra nasılda eski hallerine döndükleri, kalbi kanatan ve dinine ve ümmetine düşkün her Müslümana acı veren şeylerdendir.

Riddet grupları, kendilerini destekleyenlerin onlardan ellerini çekmesinden sonra Havran’da ne elde etti? Kuşkusuz ki bu hain mürtedlerin yaptıkları, zaman kendisine uysa da asla unutulmayacak bir yüz karasıdır.

Hafif, orta ve ağır silahlar yığınının Nusayrilere bizzat teslim edildiği hiçbir takipçinin gözlerinden gizli kaldı mı?

İşte İdlib bu gün çökmeye yüz tutmuş bir uçurumun kenarında Rusya’nın ve Nusayrilerin bombardımanı kendisine uzanmakta ve ona saldırmayı amaçlamaktalar. Zillet ve utanç grupları olan bu hainler hala medya yığınakları aracılığıyla aynı rolü oynamaktadırlar. İnsanlar da hala onları doğrulamakta ve Nusayrilerin saldırısını savuşturmada onların üzerlerine umutlar bina etmekteler. La havle vela kuvvete illa billah.

Buna karşılık donanımlarının zayıflığına ve mühimmatlarının azlığına rağmen Dımeşk’in güneyinde Allah’ın fazlı ve lütfu ile hilafet askerlerinin sebatını herkes gördü. Fakat onlar düşmanlarının saldırısını püskürtmek için çabaladılar. Bizler onların, ellerindekiler tükeninceye ve kendilerini barındıracak bir tavan kalmayıncaya kadar güç ve kuvvetlerini bunun için akıttıklarını düşünüyoruz, onları hesaba çekecek olan Allah’tır. Sonra kardeşlerine katıldılar ve omuzlarından silahı indirmediler. Onlar bu güne kadar düşmanlarına karşı cihaddadırlar.

Bu, canlı bir kanıt ve Müslümanın, ümmetini savunup Müslümanları savunanla Müslümanların kanlarıyla ticaret yapıp onun üzerinden yaşamlarını sürdürenler arasında ayrım yapması için garantördür.

Sonunda sanki Müslümanların beldeleri asırlardır haçlılar tarafından işgal edilip çalınmamış gibi Devlet, delilik, tehlikeye girmek, tecrübesizlik, siyasetsizlik ve düşmanları kışkırtma ile suçlandı.

Devlet’ten nefret eden ve ona buğzedenler, yüce Rabbimizin, değerli kitabında Uhdud ümmetinin dini üzere sebat etmesinden, rabbini birlemekten vazgeçmemesinden ve dünyada kendisine azap tattıran zelil tağuta boyun eğmemesinden dolayı şanını yücelttiğinden ve bu ümmete genişliği gökler ve yerler kadar olan cenneti ikram ettiğinden ve bunu büyük bir kurtuluş olarak isimlendirdiğinden cahildirler.

Bu zamanda, iman taifesinin sebatı ve kökünden kazınmasına neden olsa bile düşmanın görkemli ve korkunç aletlerine karşı koyması olmaksızın bu ümmetin asla hayatta kalmayacağını ve İslam için bir devletin ikame edilmeyeceğini her mücahidin bildiği aşikârdır. Ümmetin kendisi aracılığı ile izzet ve şeref meydanlarına kavuşması için bir köprü olacak ve kendisini feda eden öncülerin olması kaçınılmazdır.

Kuşkusuz ki hilafet devleti, yeryüzü ülkeleri ona karşı birleşseler de Allah’ın dinine yardım ederek, O’nun düşmanlarıyla savaşarak ve O’nun rızası doğrultusunda çabalayarak Rabbinin kitabına ve nebisi sallallahu aleyhi ve selemin sünnetine bağlı kaldığı sürece Allah’ın izni ile bakidir.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?