• DOLAR
    5,3105
    % 0,10
  • EURO
    6,0449
    % 0,25
  • ALTIN
    226,9891
    % 0,19
  • BIST
    104.330
    % 1,11
Hakka Tabi Olanların Ölçütü

Hakka Tabi Olanların Ölçütü

Hakka Tabi Olanların Ölçütü

Bizler yeryüzüne Allah-u Teâlâ’yı birlemek, O’na ibadet etmek ve O’nu razı etmek için geldik, O’nu razı etmenin tek yolu da O’nun bizlere olan emir ve yasaklarına uymaktır.

Allah-u Teâlâ’nın bizlere vermiş olduğu emir ve yasaklar Kuran ve Sünnet ile apaçıktır, haşa Allah-u Teâlâ zalim değildir. Hiçbir kuluna zulmetmez ki bize açık bir şekilde bildirilmeyen şeylerden bizleri hesaba çeksin.

Bizler bugün Allah-u Teâlâ’nın emir ve yasaklarını en güzel şekilde uygulayan cemaatlere olan bakışımız da onların Allah’ın dinine verdikleri değer nispetindedir.

Bizler Nebi ﷺ’i sahip olduğumuz her şeyden çok severiz. Nebi ﷺ’in güzide sahabesi de bizler için çok değerli insanlardır. Ondan sonra onları takip eden tabiin ve tebe-i tabiinler. Onları sevmemizin en büyük nedeni onların Allah-u Teâlâ’nın dini için yapmış oldukları fedakârlıklarıdır. Keza adını sayamayacağımız birçok âlim için aynı şeyleri söyleriz.

Bizleri Allah-u Teâlâ’yı razı etmek için sadıklar ile beraber oluruz, onları severiz, onları kardeşimiz görür, onların sevinçleri ile sevinir ve üzüntüleri ile üzülürüz. Onları yardımsız bırakmayız ve onları kâfirlere teslim etmeyiz, onlar için dua da bulunur Allah’tan onları affetmesini ve bağışlamasını dileriz.

Bizler El-Kaide’yi hayır üzere bildiğimiz süre boyunca her zaman sevdik yardım ettik ve onlara dualarda bulunduk. Taliban için yine aynı şekilde dualarda bulunduk, onların kâfirlere verdiği zarar ile sevindik, onlara gelen zararlar ile üzüldük. Ta ki onlar kendi cemaatlerinin menfaatlerini Allah-u Teâlâ’nın ve Resulü’nün emirlerinin önüne geçirmeye başladıkları zamana kadar.

İslam akidesinin üzerine temel edildiği en önemli kavramlardan birisi de Allah için sevmek Allah için düşmanlık etmektir, bu da üç kısma ayrılır:
Sonsuz sevgi; Bu Peygamberlere karşı olan sevgidir.
Sonsuz düşmanlık; bu kâfirlere karşı olan düşmanlıktır.
İmanı oranında sevgi, fıskı oranında ise düşmanlık; bu da günahkâr Müslümanlara karşı yapılır.

Bugün gelinen noktada El-Kaide ve uzantıları kâfirlere karşı olan sonsuz düşmanlık kaidesini çiğneyerek İslam Devleti’ne karşı olan savaşta kâfirler ile aynı hendekte yer aldı. İslam Devleti’ne karşı savaşan ABD ve laik Türkiye destekli mürted Şam sahavatını destekledi.

Yine Afrika’da Libya’nın mürted sahavatlarını İslam Devleti’ne karşı desteklediler. Yemen’de Arap Koalisyonu ile beraber İslam Devleti savaşçılarına saldırdılar.

Bunları yaparken haricilere karşı savaştıklarını söylediler, ama onlar kalplerinin derinliklerinde biliyorlar ki İslam Devleti harici değildir. Kaldı ki harici olması durumunda bile mürtedlerle beraber olup kendisine karşı savaşmanın hükmü aynıdır ve bu amel sahibi riddete düşmüş olur.
İnsanlar ne zaman ki ölçülerini Kur’an ve Sünnet’ten başka bir yerde aradılar işte Allah-u Teâlâ o insanları rezil etti. Çünkü Kur’an ve Sünnet dışındaki yollar, şeytanın Allah’ın kullarını saptırması için çizdiği batıl yollardır. Bu yollara uyup da Allah’ın rızasına ve hakka ulaşmak imkânsızdır.

İnsanlardan birçoğu ölçüt olarak; tanıdığı, itibar ettiği ve ilim ehli olarak gördüğü hocasını alır. Ona göre, din onun tekelindeymiş gibi, hocasının dedikleri doğru aksi ise yanlıştır. Zamanla bu insanlar hocalarına karşı aşırı taasupculuğa gider ve Allah korusun bu, kişileri hak yoldan saptırır, çünkü bilinmelidir ki yaşayan insanların fitnesinden emin olunmaz, hidayeti veren Allah-u Teâlâ’dır. O dilediğinden de hidayetini alır onu aydınlıktan karanlıklara iletir.

Tıpkı Musa aleyhisselam zamanındaki Bel’am bin Baura gibi; kendisi ilk zamanlar çok salih bir kuldu, sabah dua eder akşam olmadan duası kabul olunurdu. Akşam dua eder sabah olmadan duası kabul olunurdu. Ta ki kabilesi onun Musa aleyhisselam’a beddua etmesini isteyene kadar. Kendisi buna karşı çıkınca kabilesi bizlerde sana vermiş olduğumuz mallarımızı, arsamızı ve evimizi geri alır seni de buradan kovarız deyince Bel’am dünyanın birkaç ufak metaı için Musa aleyhisselam’a beddua etmiş ve böylece kendisini helak olmaya sürüklemiştir. Kur’an’ı Kerim’de Allah-u Teâlâ onun için “Onun misali köpeğin misali gibidir.” diye buyurmuştur.

Bugün ise durum çok daha vahimdir, zira insanların taassup ile peşlerinden koştukları hocaları ne Bel’am gibi ilim sahibi olan insanlardır ne de duaları kısa zamanda kabul olunan salih insanlardır. Bilakis bunlar Allah-u Teâlâ’nın kendilerine emrettiği bazı emirleri kulak arkasına atıp duymazlıktan gelen bidat ehli ve saptırıcı kimselerdir.

Hal böyle iken kendisini tevhid dinine nispet edenlerin Allah ve Resulü ﷺ’in emirlerine açık muhalefet eden hocalarını takip edip Allah ve Resulü ﷺ’in emirlerini onların süzgecinden geçirmesi, kişinin kendisini tevhid dinine nispet etmesinin yeterli olmadığını bilakis Allah’ın ve Resulü ﷺ’in emirlerine teslim olması gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır.

Onların emirlerinin önüne hiç kimsenin sözünü veya görüşünü geçirmemesi gerekir. Allah ve Rasulü ﷺ’in emirlerinin önüne önderlerinin görüşlerini geçirenlerin tevhid iddiaları, iddiadan öteye gitmez. Çünkü onlar kendi âlimlerini rabler ilan edinmiş olanlar veya bu yolda ilerleyenlerdir. Bu tür insanların tutumlarına göre Allah’ın emri olan hicretin ve cihadın yerine getirilmesi için hocalarının bunu onaylaması gerekiyor. Yine Allah’ın hükümleriyle hükmeden ve yeryüzünde şirk kalmayıp dinin tamamı Allah’ın olsun diye cihad eden Halife’ye biat etmek için de hocalarının onayı gerekmektedir.

Oysa Allah-u Teâlâ şöyle buyurmaktadır: “Allah ve Resûlü bir iş hakkında hüküm verdikleri zaman, hiçbir mü’min erkek ve hiçbir mü’min kadın için kendi işleri konusunda tercih kullanma hakları yoktur. Kim Allah’a ve Resûlüne karşı gelirse, şüphesiz ki o apaçık bir şekilde sapmıştır.” (Ahzab 36)

Bu kişiler, yüzlerini hocalarının ne dediğinden çevirip “acaba Allah ve Resulü bu konuda ne diyor?” demiş olsalardı bugün içine düştükleri zillet durumuna düşmezlerdi.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?