• DOLAR
    5,3105
    % 0,10
  • EURO
    6,0449
    % 0,25
  • ALTIN
    226,9891
    % 0,19
  • BIST
    104.330
    % 1,11
İSLAMİ HİLAFETE KARŞI HAÇLI KAMPANYASINA YARDIM EDENİN KÜFRÜNÜN AÇIK DELİLLERİ – 10

İSLAMİ HİLAFETE KARŞI HAÇLI KAMPANYASINA YARDIM EDENİN KÜFRÜNÜN AÇIK DELİLLERİ – 10

İSLAMİ HİLAFETE KARŞI HAÇLI KAMPANYASINA YARDIM EDENİN KÜFRÜNÜN AÇIK DELİLLERİ

İslam Devletinin resmi yayın organlarından biri olan El-Hayat Medya tarafından Hicri 1437 yılında yayımlanan “İSLAMİ HİLAFETE KARŞI HAÇLI KAMPANYASINA YARDIM EDENİN KÜFRÜNÜN AÇIK DELİLLERİ” isimli kitabın ikinci bölümünün altıncı konusunun üçüncü bölümünü sizlerin okumasına sunuyoruz.

İkinci Şekil: Onların otoritesi altında olmadığı halde içten onlara muhalefet etse bile zahiren onlara muvafakat göstermesi. Buna kendisini iten; başkanlık ya da mal sevgisi, vatan veya aile hırsı ya da başına geleceklerden korkusudur. Kişi bu halde mürted olur. İçinden onlardan nefret etmesi ona fayda vermez.” (Sebilu’n Necati ve’l Fikaki min muvalati’l mürteddin ve’l etrak, S:35)

7-Şeyh Abdullah bin Abdullatif Al-i Şeyh’in (1339H. yılında vefat etmiştir) Arap yarımadası ve Umman halkına Hıristiyanları dost edinme konusunda uyarı ve onlara cihadı emir içerikli uzun bir risalesi bulunmaktadır. Bu risalede söyledikleri arasında şunlar yer alır: “Bundan kasıt şudur: ‘İslam’a mensup olanlar arasında dinlerinden ve uğrunda yaratıldıkları, hakkında Kur’an ve nebevi hadislerden deliller bulunan; ‘İslam’a bağlılık ve İslam’ı bilmek, zıttından beri olmak ve haklarını yerine getirmek’ten yüz çevirme yayılmış ve bu herkes tarafından bilinir olmuştur.

O kadar ki insanlardan çoğu küfür milletlerinin halklarından nefret etmez, onlara karşı cihad etmez olmuş, hatta onların itaatine girmiş, onlara güvenmiş, dinlerinin zayi olması karşılığında onların dünyalarının iyi olmasını istemişler, gece gündüz öğrendikleri Kur’an’ın emir ve nehiylerini terk etmişlerdir. Şüphesiz ki bu en büyük riddet çeşitlerindendir ve İslam milleti dışında bir milletin tarafını tutma, Hıristiyanlık dinine girmektir. Bundan Allah’a sığınırız. Sanki fetret dönemlerinde yaşıyorsunuz ya da sanki kendilerine risalenin nurundan hiçbir şey ulaşmamış bir yerde yetişmiş insanlarsınız!”

Sonra şöyle dedi: “Allahu Teâla Kur’an’da; bu lanetli taife: Sizin topraklarınıza giren, dininizde kafanızı karıştıran, kendi itaati altına girmenizi isteyen bu Hıristiyan taifeye atıfta bulunarak şöyle buyurmuştur: “Andolsun, “Allah üçün üçüncüsüdür” diyenler küfre düşmüştür. Oysa tek bir ilahtan başka ilah yoktur.” (Maide, 73) Ve şöyle buyurmuştur: “Andolsun, “Şüphesiz Allah, Meryem oğlu Mesih’tir” diyenler küfre düşmüştür.” (Maide, 72) Bundan daha öte sertlik, paylama ve uyarı olabilir mi? Bundan sonra hiç (selim) fıtrat sahibi, kulak ve gözü olan kimse şüpheye düşer mi?

Ancak dünyaya itimat eden ve dünyasının ıslahını isteyip de ahireti unutan kişi hariç ki ona itibar edilmez. Zira o kalbi kör, gözleri de silinmiş kör olmuştur.”

Ta ki şu sözüne kadar: “Onlara teslim olan, itaatleri altına giren, onlara dostluk gösteren her kişi Allah’a ve Resulü’ne savaş açmış, İslam dininden dönmüş, kendisine karşı cihad ve düşmanlık vacip olmuştur. Rabbinizden başkasından destek istemeyin. Kâfirlerden yardım istemeyi cümleten ve tafsilen bırakın.” (Ed-Dureru’s Seniyye fi’l Ecvibeti’n Necdiyye, C:8, S:11-22)

8-Şeyh Muhammed Abdullatif Al-i Şeyh (1367 H. senesinde vefat etmiştir) şöyle demiştir: “Allah Resulü (s.a.s) şöyle buyurmuştur: “Kim müşrikle beraber olur ve onunla beraber ikamet ederse o da müşrik gibidir.” Şöyle denmez: ‘Sırf onlarla beraber olup ikamet etmekle kâfir olur.’ Aksine kasıt şudur: ‘Her kim müşriklerin arasından çıkıp uzaklaşmaktan aciz kalır ve kerhen kendisini yanlarında (savaşta) çıkarırlarsa onun hükmü de ‘öldürme’ ve ‘malını alma’da onların hükmü gibidir. Küfürde değil. Ancak Müslümanlara karşı gönüllü ve kendi seçimiyle savaşa çıkar ya da onlara bedeni ve malıyla yardım ederse hiç şüphesiz küfürde hükmü onların hükmüdür.” (Ed-Dureru’s Seniyye fi’l Ecvibeti’n Necdiyye, C:8, S:456-457)

Son olarak: İlim ehlinin, kâfire tevelli edenin riddeti yönünde fetva verdiği bazı tarihi olaylar:

İslam tarihi, İslam iddiasında bulunanların kâfirlere destek olduğu olayların mevcut olduğu çeşitli dönemlere tanık olmuştur. İslam âlimleri bu desteğin hükmünü açıklamışlardır. Şimdi bu hadiselerden bazılarını zikredeceğiz:

1-201 Hicri senesinde: Müşriklerin topraklarında bulunan Babek El-Hurremi çıkıp Müslümanlara karşı savaşmıştır. İmam Ahmed ve diğerleri onun mürted olduğu fetvası vermiştir. El-Meymuni şöyle rivayet etmiştir: “İmam Ahmed onun hakkında şöyle dedi: “Şirk topraklarında ikamet ettiği halde çıkıp bize karşı savaşıyor. Bunun hükmü nedir? Eğer durum böyle ise onun hükmü dinden dönmedir.” (El-Furu’ li İbn-i Muflih El-Makdisi, C:6, S:163)

2-Yaklaşık hicri 480 senesinde Müslümanların Emiri Yusuf bin Taşfin El-Lemtuni, zamanının âlimlerine, İşbiliyye yöneticisi El-Mutemid bin Abbad El-Endulusi’nin –Abbadi kralı- Frenglere mektup yazarak Müslümanlara karşı kendisine yardım etmeleri talebinde bulunması hakkında fetva sordu. Hepsi de ridddeti ve küfrü yönünde cevap verdi. (El-İstiksa liahbari Duveli’l Magribi’l Aksa li Ebi’l Abbas En-Nasıri, C:2, S:75)

3-661 Hicri yılında Kerak Emiri Kral El-Mugis Ömer bin El-Adil, Hulagü ve Tatarlarla kendileri için Mısır’ı alma konusunda yazıştı. Ez-Zahir Bibris, bu hususta fakihlere fetva sordu. Onlar da görevden alınıp öldürülmesi fetvası verdi. O da onu görevinden azledip öldürdü.” (El-Bidayetu ve’n Nihaye li İbn Kesir, C:13, S:238)

4-Hicri 700 senesi sıralarında Tatarlar Şam’da ve daha başka yerlerde İslam topraklarına saldırdılar. İslam’a mensup bazıları onlara yardım ettiler. Şeyhu’l İslam İbn-i Teymiyye onlara yardım edenlerin riddeti yönünde fetva verdi.” (El-Fetava li İbn Teymiyye, C:28, S:530)

5-984 H. senesinde Muhammed bin Abdullah Es-Sa’di –Marakeş krallarından biri- amcasına (Ebi Mervan El-Mutasım billah) karşı Portekiz kralına yardım etti. Maliki alimleri dinden döndüğü yönünde fetva verdiler.” (El-İstiksa liahbari Duveli’l Magribi’l Aksa li Ebi’l Abbas En-Nasıri, C:2, S:70)

6-1226-1233 H. yılları arasında bazı ordular, tevhid davetini ortadan kaldırmak için Necd topraklarına saldırdılar. İslam’a mensup bazıları da kendilerine yardım ettiler. Necd alimleri de kendilerine yardım edenlerin riddeti fetvası verdi. Şeyh Süleyman bin Abdullah Al-i’ş Şeyh, bunların küfrünü ispat etmek için Ed-Delail başlıklı bir kitap telif etti. Daha önce bahsettiğimiz gibi buna 21 delil zikretti.

7-Geçen olaydan yaklaşık 50 sene sonra aynı şey tekrar etti ve Necd alimleri müşriklere yardım edenlerin kafir oldukları fetvası verdi. Şeyh Hamd bin Atik bu konuda ‘Sebilu’n Necati ve’l Fikaki min muvalati’l mürteddin ve Ehli’l İşrak’ adlı bir kitap telif etti.

8-14. Yüzyılın başlarında bazı Cezayir kabileleri Müslümanlara karşı haçlı Fransızlara yardım ettiler. Magrib’in fakihi Ebu’l Hasen Et-Tesuli kafir oldukları fetvası verdi. (Et-Tesuli’nin Cezayir Emiri Abdulkadir El-Cezayiri’nin cihad konusunda sorularına cevapları, S:210)

9-14. Hicri yılın ortalarında Fransız ve İngiliz haçlılar Mısır’da ve daha başka topraklarda Müslümanlara saldırdılar. Şeyh Muhaddis Ahmed Şakir, bunlara her ne şekilde olursa olsun yardım edenin kafir olduğu fetvası verdi. Sözleri arasında şunlar da yer alıyordu: “İngilizlerle işbirliği yapmak; bu işbirliği ne türden olursa olsun, az ya da çok olsun açık riddet ve net küfürdür. Bu hususta bir özür kabul edilmez. Bir tevil de fayda vermez. Hükmünden ne bir ahmak tutuculukla ne de aykırı bir siyasetle ne de dalkavukluk ile kurtulunabilir ki bu ve nifak aynı şeydir. İster bireylerden ister hükümetlerden ister liderlerden sadır olmuş olsun hepsi de küfür ve riddette birdir.”

Ta ki şu sözüne kadar: “Müslümanları köleleştiren İngiliz, Fransız İslam düşmanlarına, onların müttefiklerine ve benzerlerine sözle ya da amelle din kardeşlerine karşı yardım etmenin yanı sıra herhangi bir şekilde onlarla işbirliği yapan ya da gücü yettiği kadar savaşmak yerine onlarla barış içinde yaşayan; bunlardan birini yapan sonra da namazını kılan kişinin namazı batıldır. Abdest alsa, gusletse, teyemmüm etse temizlenmesi batıldır. Farz veya nafile oruç tutsa orucu batıldır. Haccetse haccı batıldır. Farz zekâtı verse ya da gönüllü olarak sadaka verse zekâtı batıldır, merduddur ya da herhangi bir şekilde Rabbine ibadet etse ibadeti batıl, merduddur. Bu yaptıklarında ona hiçbir sevap yoktur aksine suç ve günah vardır.” (Kelimetu’l Hak, S:12)

10-Haçlı Amerikalılar 1422 H. yılında Afganistan’a, 1424 H. yılında da Irak’a saldırdı. İslam âlimlerinden çok büyük bir kısmı ve cihad komutanları, onlara herhangi bir şekilde yardım edenin kâfir olduğu fetvası verdi.

SON
Ey zeki Müslüman! Bu ikna edici delillerden ve kat’i ispatlardan sonra bugün Irak ve Şam’da İslam hilafetine karşı saldıran Amerika ve müttefiklerine savaşlarında yardım eden kişinin küfrü, riddeti ve düşmanlığı sana açıkça belli olmuştur.

Onlar gruplar ve bireyler olarak en geniş kapılarından küfre girmişlerdir. İslam Devleti’nin önünde ise onlara karşı savaşmak ve şerlerini defetmekten başka bir seçenek yoktur.

Hiç görüşüne itimad edilen bir kimse, İslam Devleti askerlerinin, emirlerinin ve vatandaşlarının Müslüman oldukları, Allah’ın şeriatını hakim kıldıkları, hadlerini uyguladıkları, mazlumun hakkını aldığı, zalimin elinden tuttuğu, divanlar kurup kafirlere ve mürtedlere karşı savaştığı hususunda şüphe eder mi ???!

Buna mukabil hiç aklı başında bir insan Amerikalıların ve Avrupalıların saldırgan, fasit, bozguncu haçlılar oldukları konusunda tereddüt eder mi?!

İki grup karşılaştı. Biri Allah yolunda savaşıyor, diğeri ise kâfir.

İki grup itişiyor. Bir grup şeriat hükmünü istiyor, diğer grup şeriata karşı savaşıyor.

İki grup birbirinden ayrıldı. Biri, içinde hiç küfür bulunmayan grup, diğeri de içinde hiç iman olmayan grup. Gerçekler açık. Manzara günün ortasındaki güneşten daha net. Bundan sonra gelip de biri haçlıları ve müttefiklerini dost edinenin küfründe şüphe edebilir mi?!
Vallahi asla!

Bugün İslam Devleti’ne karşı savaşında Amerikalılara yardım eden herkes kafir, İslam dininden dönmüş bir mürteddir. İster canıyla ister malıyla, ister desteğiyle ister propagandasıyla yardım etmiş olsun. Tek sözle kanı ve malı mübahtır. Bundan (bu sözden) ne döneceğiz ne de tereddüt edeceğiz…

Eğer gündüzün delile ihtiyacı varsa insan hiçbir şeye inanmaz.

Allah’ın salatı peygamberimiz Muhammed’e, ehline ve ashabına olsun. O Allah’a hamdolsun ki; salih ameller O’nun nimetiyle tamamlanır.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?