• DOLAR
    5,3105
    % 0,10
  • EURO
    6,0449
    % 0,25
  • ALTIN
    226,9891
    % 0,19
  • BIST
    104.330
    % 1,11
İSLAMİ HİLAFETE KARŞI HAÇLI KAMPANYASINA YARDIM EDENİN KÜFRÜNÜN AÇIK DELİLLERİ – 4

İSLAMİ HİLAFETE KARŞI HAÇLI KAMPANYASINA YARDIM EDENİN KÜFRÜNÜN AÇIK DELİLLERİ – 4

İSLAMİ HİLAFETE KARŞI HAÇLI KAMPANYASINA YARDIM EDENİN KÜFRÜNÜN AÇIK DELİLLERİ – 4

İslam Devletinin resmi yayın organlarından biri olan El-Hayat Medya tarafından Hicri 1437 yılında yayımlanan “İSLAMİ HİLAFETE KARŞI HAÇLI KAMPANYASINA YARDIM EDENİN KÜFRÜNÜN AÇIK DELİLLERİ” isimli kitabın ikinci bölümünün birinci konusunun ilk kısmını sizlerin okumasına sunuyoruz.

İKİNCİ BÖLÜM
Bu Haçlı Kampanyasında Amerika’ya ve Müttefiklerine Yardım Edenin Küfrünün Delilleri

Allah düşmanları Amerikalılar, mürtedlerden ve mürtedlerin münafık partilerinden dostlarının yönettiği bu haçlı kampanyasının İslam’ı ve Müslümanları hedef aldığını anladığın zaman şunu da anla ki: Bu savaşlarında onlara; ister bedenle ister silahla ister dille ister kalple ister kalemle ister malla ister görüşle ya da herhangi başka bir şekilde yardım etmek küfür ve İslam’dan dönmektir. Allah bizi bundan korusun. Bu meselenin Kur’an’dan, sünnetten ve icmadan, sahabelerin sözlerinden, kıyastan, ilim ehlinin sözlerinden ve fetvalarından delilleri oldukça çoktur. Bunları önümüzdeki altı konuda ele alacağız.

Birinci Konu
Kitaptan Deliller:
Kur’an-ı Kerim’den çok fazla ayet bu meseleye delil teşkil etmektedir. Örnekolarak bu ayetlerden bazılarını burada zikredeceğiz:

1-Allahu Teala’nın şu buyruğu: “Ey iman edenler! Yahudileri ve Hıristiyanları dost edinmeyin. Onların bazıları bazılarının dostudurlar. Sizden kim onları dost edinirse, şüphesiz o onlardan olur. Şüphesiz Allah, zalim kavmi doğru yola iletmez.”(Maide, 51)

Bu ayet, kafirlere yardım edenin üç yönden küfrünü saptamaktadır:
Birincisi: Allahu Teala’nın şu kavli: “Onların bazıları bazılarının dostudurlar.” İbn-i Cerir şöyle demiştir: “ ‘Onların bazıları bazılarının dostudurlar’ kavline gelince bununla Yahudilerden bazılarının bazılarına mü’minlere karşı destekçi olmasını, hepsine karşı tek el olmalarını, aynı şekilde Hıristiyanlardan bazılarının da bazılarına, dinlerine ve inançlarına muhalif olan kimselere karşı destekçi olmalarını kastetmektedir. Allahu Teala bu şekilde mü’min kullarına, kim onlara ya da bazılarına dost olursa onun da onlar gibi dinlerine ve inançlarına karşı olan mü’minlere karşı (o kafirlerin) dostu olduğunu, Yahudi ve Hıristiyanlar gibi mü’minlere düşman olduğunu bildirmektedir.

Allahu Teala mü’minlere de şöyle demiştir (mana olarak): Siz de birbirinizin dostu olun. Onların size düşman, bazılarının bazılarının dostu olduğu gibi siz de Yahudi ve Hıristiyanlara karşı düşman olun. Çünkü her kim onları dost edinirse iman ehline karşı düşmanlık göstermiş, kendilerinden beraat etmiş, onlarla dostluğu kopardığını açıkça ortaya koymuştur.” (Taberi Tefsiri, C:10, Sf:399)

İkincisi: Allahu Teala’nın şu kavli: “Sizden kim onları dost edinirse, şüphesiz o onlardan olur.” İbn-i Cerir şöyle demiştir: “Yani Allahu TealaSizden kim onları dost edinirse, şüphesiz o onlardan olur” kavliyle ‘her kim mü’minler yerine Yahudileri ve Hıristiyanları dost edinirse o da onlardandır’ demek istemiştir. Şöyle diyor: Kim onları dost edinir ve mü’minlere karşı onlara yardım ederse o da onların dininden ve inancındandır.” (Taberi Tefsiri, C:10, Sf:400)

Üçüncüsü: Allahu Teala’nın şu kavli: “Şüphesiz Allah, zalim kavmi doğru yola iletmez.” Burada kastedilen zulüm, Allahu Teala’nın “Kâfirler… Onlar zulmedenlerdir” (Bakara Suresi’nin 254. ayetinden) buyruğunda geçtiği gibi büyük zulüm’dür. Ayetin başı ve sonraki ayetler buna delil teşkil etmektedir. İbn-i Cerir şöyle demiştir: “Allahu Teala bununla şunu kastetmiştir: ‘Allah, Allah’a, Resulü’ne ve mü’minlere karşı düşmanlıklarına rağmen mü’minlere karşı kim Yahudileri ve Hıristiyanları dost edinirse o onların destekçisi ve yardımcısıdır. Çünkü kim onları dost edinirse (kafirleri desteklerse) o kişi Allah’a, Resulü’ne ve mü’minlere düşmandır.” (Taberi Tefsiri, C:10, Sf:402)

Ayrıca şöyle demiştir: “Bu hususta bizim katımızda doğru olan söz şudur: “Allahu Teala mü’minlerin hepsini Allah’a, Resulü’ne ve iman ehline karşı Yahudileri ve Hıristiyanları yardımcı ve müttefik edinmekten nehyetmiştir. Allah, Resulü ve mü’minler dışında onları yardımcı, müttefik ve dost edinenlerin de Allah’a, Resulü’ne ve mü’minlere karşı gruplaşmada onlardan olduğunu, Allah ve Resulü’nün böyle kişiden beri olduğunu haber vermiştir. (Taberi Tefsiri, C:10, Sf:398.)

2-Allahu Teala’nın önceki ayetten sonra gelen şu kavli: “Kalplerinde hastalık bulunanların : ‘Bize bir felaket gelmesinden korkuyoruz’ diyerek, onların arasına koşuştuklarını görürsün. Umulur ki Allah, bir fetih ihsan eder veya katından bir emir (iş) getirir de içlerinde gizlediklerine pişman olurlar.” (Maide, 52)

İbn-i Kesir şöyle demiştir: “Allahu Teala’nın ‘Kalplerinde hastalık bulunanların… görürsün’ kavli yani: Şek, şüphe ve nifak. ‘Onların arasına koşuştuklarını’ kavli yani: Gizlide ve açıkta onlara karşı muvalata ve sevgilerine koşmak. ‘Bize bir felaket gelmesinden korkuyoruz, diyerek’ kavli yani: Muvalatlarını ve sevgilerini şöyle te’vîl etmeye çalışırlar: Kâfirlerin Müslümanları yenmesinden endişe ediyoruz, dolayısıyla Yahudilerin ve Hıristiyanların yanlarında Müslümanların da adamları bulunmalıdır. Belki onlara faydaları dokunur, derler.” (İbn-i Kesir Tefsiri, C:3, Sf:132.)

3-Allahu Teala’nın aynı suredeki şu kavli: “Ey iman edenler, içinizden kim dininden geri döner (irtidat eder)se, Allah (yerine) kendisinin onları sevdiği, onların da kendisini sevdiği mü’minlere karşı alçak gönüllü, kafirlere karşı ise ‘güçlü ve onurlu,’ Allah yolunda cihad eden ve kınayıcının kınamasından korkmayan bir topluluk getirir. Bu, Allah’ın bir fazlıdır, onu dilediğine verir. Allah (rahmetiyle) geniş olandır, bilendir. Sizin dostunuz (veliniz), ancak Allah, O’nun elçisi, rüku’ ediciler olarak namaz kılan ve zekatı veren mü’minlerdir. Kim Allah’ı, Resûlü’nü ve iman edenleri dost (veli) edinirse, hiç şüphe yok, galip gelecek olanlar, Allah’ın taraftarlarıdır.” (Maide, 54-56.)

Bu ayetler Yahudilere ve Hıristiyanlara tevelli siyakında gelmiştir ve kafirlere destek olanların riddetine çeşitli yönlerden delil teşkil etmektedir:
Birinci Yön: Allahu Teala’nın şu kavli: “içinizden kim dininden geri döner (irtidat eder)se.” Şeyhu’l İslam İbn-i Teymiye şöyle demiştir: “Hangi topluluk İslam’dan dönerse Allah, kendilerini sevdiği ve yolunda cihad eden bir kavim getirir. Bunlar kıyamet saatine kadar Taifetu’l Mansuradır. Bunu kafirleri dost edinmenin nehyi siyakında zikretmesi bu durumu açıklamaktadır. Allahu Teala’nın:“Ey iman edenler! Yahudileri ve Hıristiyanları dost edinmeyin…” kavlinden şu kavline kadar: “Ey iman edenler, içinizden kim dininden geri döner (irtidat eder)se, Allah (yerine) kendisinin onları sevdiği… bir topluluk getirir.” Yahudileri ve Hıristiyanları dost edinmekten nehye muhatap olanlarla, riddet ayetinin muhatapları aynıdır. Bunun, ümmetin tüm asırlarını kapsadığı da malumdur.” (Mecmu’l-Fetava, C:18, Sf:300.)

İkinci Yön: Allahu Teala’nın “Sizin dostunuz (veliniz), ancak Allah, O’nun elçisi, rüku’ ediciler olarak namaz kılan ve zekatı veren mü’minlerdir” (Maide, 55) kavlindeki hasr (sınırlandırma) mefhumu. Dostluk Allah, Resulü ve mü’minlerle sınırlandırılmıştır. Bunun dışındaki dostluklar ise şeriatın emrettiği dostluğun dışındadır.

Üçüncü Yön: Allahu Teala’nın şu buyruğu: “Kim Allah’ı, Resûlü’nü ve iman edenleri dost (veli) edinirse, hiç şüphe yok, galip gelecek olanlar, Allah’ın taraftarlarıdır.” (Maide, 56)
Buradan şu anlaşılmaktadır; her kim kafirleri dost edinirse o şeytanınhizbindendir. “İşte onlar, şeytanın fırkasıdır. Dikkat edin; şüphesiz şeytanın fırkası, hüsrana uğrayanların ta kendileridir.” (Mücadele, 19)

4-Allahu Teala’nın şu kavli: “Ey iman edenler, sizden önce kendilerine kitap verilenlerden dininizi alay ve oyun (konusu) edinenleri ve kafirleri dostlar (veliler) edinmeyin. Ve eğer inanıyorsanız, Allah’tan korkup sakının.” (Maide, 57.)

Bu ayet, önceki ayetlerin siyakının kapsamındadır ve kafirlere tevelli edip destek olanların dinden döndüğüne işaret eden delilleri desteklemektedir. Şeyh Abdullatif bin Abdurrahman Al-i Şeyh şöyle demiştir: “Allahu Teala’nın şu kavlini derince düşün: “Ve eğer inanıyorsanız, Allah’tan korkup sakının.” “Eğer” kelimesi şart kelimesidir ve cevabının yokluğu durumunda şartın da nefyini gerektirir. Yani: Onları dost edinen kimse mü’min değildir.” (Ed-Dureru’s Seniyye fi’l Ecvibeti’n Necdiyye, C:8, S:389.)

5-Allahu Teala’nın şu buyruğu: “Mü’minler, mü’minleri bırakıp da kafirleri veliler edinmesinler. Kim böyle yaparsa, Allah’tan hiç bir şey (yardım) yoktur. Ancak onlardan korunma gayesiyle sakınma(nız) başka. Allah, sizi kendisinden sakındırır. Varış Allah’adır.” (Al-i İmran, 28.)

İbn-i Cerir şöyle demiştir: “Bunun manası şudur: Ey mü’minler, kafirleri dinlerinde onlara yardım ettiğiniz, mü’minlere destek olacağınıza Müslümanlara karşı kendilerine arka çıktığınız, Müslümanların açıklarını kendilerine gösterdiğiniz destekçi ve dostlar edinmeyin. Kim bunu yaparsa ona Allah’tan hiçbir yardım yoktur. Zira dinden dönmesi ve küfre girmesiyle o, Allah’tan, Allah da ondan beri olmuştur. “Ancak onlardan korunma gayesiyle sakınma(nız) başka.” Bu da şu manadadır: Ancak onların hükmü altında olursunuz da kendiniz için onlardan korkup içinizden onlara düşmanlık besleyip dille dostmuş gibi gözükürsünüz. Onların üzerine oldukları küfürde kendilerine tabi olmaz, hiçbir amelle bir Müslüman’a karşı onlara yardım etmezsiniz.” (Taberi Tefsiri, C:6, Sf:313.)

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?