• DOLAR
    5,3105
    % 0,10
  • EURO
    6,0449
    % 0,25
  • ALTIN
    226,9891
    % 0,19
  • BIST
    104.330
    % 1,11
İSLAMİ HİLAFETE KARŞI HAÇLI KAMPANYASINA YARDIM EDENİN KÜFRÜNÜN AÇIK DELİLLERİ – 6

İSLAMİ HİLAFETE KARŞI HAÇLI KAMPANYASINA YARDIM EDENİN KÜFRÜNÜN AÇIK DELİLLERİ – 6

İSLAMİ HİLAFETE KARŞI HAÇLI KAMPANYASINA YARDIM EDENİN KÜFRÜNÜN AÇIK DELİLLERİ – 6

İslam Devletinin resmi yayın organlarından biri olan El-Hayat Medya tarafından Hicri 1437 yılında yayımlanan “İSLAMİ HİLAFETE KARŞI HAÇLI KAMPANYASINA YARDIM EDENİN KÜFRÜNÜN AÇIK DELİLLERİ” isimli kitabın ikinci bölümünün ikinci konusunu sizlerin okumasına sunuyoruz.

İkinci Konu
Sünnetten Deliller:
1-İki şeyhin (Buhari ve Müslim) Fetih gazvesi hadisinde Ali’den rhm rivayet ettikleri şu kavli: “Allah Resulü (s.a.v) benimle Zubeyr ve Mikdad’ı gönderdi ve: “Hemen Hah bahçesine gidin. Orada mahfe içinde yolcu bir kadın var. Yanında da bir mektup vardır. O mektubu ondan alın” buyurdu. Biz hemen çıktık, atlarımızı koşturarak bahçeye vardık. Hakikaten orada kadınla karşılaştık. Kadına: Mektubu çıkar dedik. Kadın: Yanımda mektup yoktur dedi. Biz kadına: Ya mektubu çıkarırsın yahut da elbiseni soyunursun dedik. Bunun üzerine kadın mektubu örülü saç bağları arasından çıkardı. Biz de onu Allah Resulü’ne getirdik. Bu mektupta: “Hatıb b. Ebu Beltea’dan, Mekkeli müşriklerden bazı insanlara!” deniliyor, onlara Allah Resulü’nün bazı işlerini haber veriyordu. Bunun üzerine Allah Resulü: “Ey Hatıb! Bu ne” diye sordu. Hatıb: Ey Allah’ın Resulü! Üzerime varmakta acele etme. Ben Kureyş içinde alâkası olan bir kimseyim. Maiyetinde bulunan muhacirlerin Mekkelilere akrabalıkları vardır. Mekke’deki ailelerini o sebeple himaye ederler. Benim ise Mekkelilere nesep bakımından münasebetim olmadığı için, yakınlarımı himaye edecek bir dost kazanmak istedim. Yoksa ben bunu ne bir küfür, ne dinimden dönmek, ne de İslâm’dan sonra kâfirliğe razı olmak için yaptım, dedi. Peygamber de: “Doğru söyledi” buyurdu. Ömer, Ey Allah’ın Resulü! Beni bırak da şu münafığın boynunu vurayım, dedi. Allah Resulü de: “Hatıb, Bedr gazasında hazır bulundu. Ne biliyorsun, Allah’ın Bedr ehli hakkında bir bildiği var ki onlara: Dilediğinizi yapın, sizi affettim, buyurdu. Bunun üzerine Aziz ve Celil Allah: ‘Ey iman edenler, düşmanımı ve düşmanınızı dost edinmeyin’ ayetini indirdi.” (Müslim, Hadis No:161-2494; Buhari, Hadis No:3983)

Bu kıssa, kafirlere destek ve yardımcı olmada aslolanın riddet ve İslam’dan çıkmak olduğuna üç yönden delil teşkil etmektedir.

Birinci Yön: Ömer’in şu sözü: “Beni bırak da şu münafığın boynunu vurayım.” Bir diğer rivayette şöyle geçer: “şüphesiz o kafir oldu”. Bir rivayette de Allah Resulü (s.a.v) ‘Bedir gazasında hazır bulunmadı mı” diye sorduktan sonra Ömer şöyle dedi: “Evet, ancak o sözünü bozdu ve sana karşı düşmanlarına destek oldu.” Bu, Ömer’in (r.a.) katında kafirlere destek olmanın küfür ve riddet olarak karara bağlanmış olduğunun delilidir.

İkinci Yön: Allah Resulü’nün (s.a.s), Ömer’in anladığı şeyi ikrar etmesi. Zira Hatıb’ın özrünü zikretmiştir. Bu da ihtimal içeren bir fiilde tevildir.

Üçüncü Yön: Hatıb “Bunu ne bir küfür, ne dinimden dönmek, ne de İslâm’dan sonra kâfirliğe razı olmak için yaptım” dedi. Bu da kafirlere destek olmanın ona göre de küfür, riddet ve küfre razı olmak anlamına geldiğine delil teşkil etmektedir.

Eğer, Allah Resulü ile birlikte canı ve malıyla müşrik düşmanlarına karşı Allah Resulü’ne (s.a.v) destek ve yardımcı olmak için gazveye çıkan, kafirlere ne canıyla ne de malıyla yardım eden Hatıb’ın rhm bu amelinin şeklinden ötürü bu zannediliyor ve ameli böyle bir ihtimali (küfür ihtimalini) içerdiği için hakkında tüm o denenler deniliyorsa Müslümanlara karşı kafirlere filen destek olup yardım edenlerin hali nasıldır? Şüphesiz ki o, bu hadiste geçen ahkamlara muhatap olmada evladır.

2-İbn-i İshak ve diğerlerinin Yezid bin Ruman’dan, onun da Urve’den onun da Zuhri’den, onun da isimlendirdiği bir gruptan şöyle dedikleri rivayet edilmiştir: “Kureyş; esirleri kurtarmak için Allah Resulü’ne (s.a.v) fidye gönderdi. Her kavim esirlerini razı olacakları fidye karşılığında kurtardı. Abbas –Bedir’de müşriklerle beraber kerhen çıkmıştı- şöyle dedi: “Ey Allah’ın Resulü! Ben Müslüman’dım.” Allah Resulü (s.a.v) şöyle buyurdu: “Senin Müslümanlığını Allah bilir. Söylediğin doğruysa, Allah elbette onun sevabını sana verir. Fakat sen görünüşte bizim aleyhimizdeydin. Sen, kurtulman ve kardeşinin oğullarının kurtulması için fidyeni ödemeye bak.”

Her ne kadar Abbas bin Abdulmuttalip, Kureyşle birlikte savaşlarında kerhen çıkmışsa da Allah Resulü (s.a.v) kendisinin zahiriyle hüküm verdi ve onu müşriklerle bir saydı. Öyleyse kafirlere kendi seçimiyle destek olup yardım edenlerin durumu nasıldır?

Aynı şekilde Buhari’nin Sahih’inde yer alan Muhammed bin Abdurrahmân Ebû’l-Esved’in şu hadisi de buna delildir: Medine halkına (Şâmlılarla harbetmek için) bir ordu çıkarmaları kesinleşti. Ben de bu orduya yazıldım.
Akabinde İbn-i Abbâs’ın âzâdlısı İkrime’ye kavuştum. Ona bu orduya yazıldığımı haber verdim. İkrime beni bu işten şiddetle nehyetti. Sonra şöyle dedi: Bana İbn-i Abbâs şöyle haber verdi: -Müslümanlardan (Mekke’de kalıp hicret etmeyen) birtakım insanlar, Resulullah zamanında müşriklerle beraber olarak onların camiasını çoğaltıyorlardı. Bedir harbi sırasında düşman safları arasında bulunan bu kişilere ok atılıyor ve atılan ok, varıp bunlardan birisine isabet ediyor ve onu öldürüyordu, yahut kılıçla vurulup öldürülüyordu. Bunun üzerine Allah: “Öz nefislerinin zâlimleri olarak…” âyetini [Nisa, 97] indirdi.” (Sahih Buhari, Hadis No:4596)

Mükreh oldukları halde zahirde nasıl da onlara dahil olduğuna bir bak! Bu da ancak bu ameli işleyen kişide aslonanın kafir olmasındandır.

3-Ebu Davud ve diğerlerinin Semura bin Cundub’den rhm Nebi’nin (s.a.s) şöyle dediği rivayeti: “Kim müşrikle beraber olur ve onunla beraber ikamet ederse o da müşrik gibidir.” (Ebu Davud, Hadis No:2787.)

Müşrikle beraber olup ona katılanı ona muvafakat göstermese bile o gibi kılmıştır. Çünkü Allah düşmanına yönelip onu dost edinmek, Allah’tan yüz çevirmeyi gerektirir. Kim de Allah’tan yüz çevirirse şeytan ona dostluk eder ve kendisini küfre götürür. Zemahşeri şöyle demiştir: “Bu akla uygun bir açıklamadır. Çünkü hem bir zatla hem de onun düşmanıyla dostluk kurmak birbirine zıttır.” (Faydu’l Kadir Li’l-Munavi, C:6, S:111.)

Şevkani de şöyle demiştir: “Onun gibidir” sözü, kafirlerle birlikte oturmanın tahrimine ve onlardan ayrılmanın vücubiyetine delildir. Her ne kadar hadis hakkında daha önce bahsi geçen söz söylenmiş olsa da böyle olduğunun sıhhatine delil Allahu Teala’nın şu kavlidir: “Allah’ın ayetlerinin inkâr edildiğini ve onlarla alay edildiğini işittiğinizde, onlar bir başka söze dalıp geçinceye kadar, onlarla oturmayın, yoksa siz de onlar gibi olursunuz.”(Nisa,140.)

Ayrıca Behz bin Hakim bin Muaviye bin Hayda’nın babasından, onun da dedesinden merfu olarak rivayet ettiği şu hadistir: “Allah, bir müşrik Müslüman olduktan sonra müşrikleri terk edip Müslümanlara karışıncaya kadar onun hiçbir amelini kabul etmez.” (İbn-i Mace, Hadis No:2536; Nesai, Hadis No:2568, Neylu’l Evtar, C:8, S:31.)
Bu hadis gibisi:

4-Ebu Davud, Tirmizi ve diğerlerinin Cerir bin Abdullah’tan h şu rivayetleri: ”Allah Resulü s.a.s şöyle buyurdu: “Ben müşriklerle beraber oturan her Müslüman’dan beriyim.” Sünen, Ebu Davud, Hadis No: 2645; Tirmizi, Hadis No:1604.
Bunun hakkında da önceki hadis hakkında söylenen söylenir.

5-Nesai’nin ve diğerlerinin Behz bin Hakim’den, onun da babasından, onun da dedesinden rivayet ettikleri; Allah Resulü’nün (s.a.s) şöyle buyurduğu hadis: “Allah, bir müşrik Müslüman olduktan sonra, müşrikleri terk edip Müslümanlara karışıncaya kadar onun hiçbir amelini kabul etmez.” (Nesai, Hadis No:2568)

Bu da öncekinin türündendir. Kim kafirlere tevelli eder, Müslümanlara karşı savaşlarında onlara destek ve yardımcı olursa, bu hadisin kapsamına girmede, onları sadece bedenleriyle terk etmeyenden (Müslümanlara karşı savaşmayıp sadece aralarında yaşayandan) evladır.
Şu hadis de bahsi geçen hadisin cinsindendir:

6-Nesai ve başkasının Cerir’den r.h.m şöyle dediği rivayeti: “Ben Allah Resulü’ne (s.a.s) namaz kılmak, zekat vermek, her Müslüman’a nasihat etmek ve müşriki terk etmek üzere biat ettim.” Nesai, Hadis No:4175
Bu hadis hakkındaki söz de önceki gibidir.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?