• DOLAR
    5,3518
    % 0,33
  • EURO
    6,1123
    % 0,49
  • ALTIN
    222,2769
    % 0,07
  • BIST
    95.411,49
    % 2,40
İSLAMİ HİLAFETE KARŞI HAÇLI KAMPANYASINA YARDIM EDENİN KÜFRÜNÜN AÇIK DELİLLERİ – 9

İSLAMİ HİLAFETE KARŞI HAÇLI KAMPANYASINA YARDIM EDENİN KÜFRÜNÜN AÇIK DELİLLERİ – 9

İSLAMİ HİLAFETE KARŞI HAÇLI KAMPANYASINA YARDIM EDENİN KÜFRÜNÜN AÇIK DELİLLERİ – 9

İslam Devletinin resmi yayın organlarından biri olan El-Hayat Medya tarafından Hicri 1437 yılında yayımlanan “İSLAMİ HİLAFETE KARŞI HAÇLI KAMPANYASINA YARDIM EDENİN KÜFRÜNÜN AÇIK DELİLLERİ” isimli kitabın ikinci bölümünün altıncı konusunun ikinci bölümünü sizlerin okumasına sunuyoruz.

Zahiriye Âlimlerinin Sözlerinden:
1-İbn-i Hazm Ez-Zahiri (456 H. yılında vefat etmiştir) şöyle demiştir: “Allahu Teâlâ, kendilerine bir kötülük isabet etmesinden korkularından kâfirlere koşan bir kavimden haber vermiştir. Aynı şekilde iman edenlerin kâfirlere şöyle dediğini haber vermiştir: ‘Sizinle beraber olduklarına dair bütün güçleriyle Allah’a yemin edenler bunlar mıdır?’(Maide/53)Bu ayette mü’minlerin kastettikleri kişiler, kâfirlere doğru hızla koşanlardır. Onlar hakkında Allahu Teâlâ devamla şöyle buyuruyor: ‘Onların amelleri boşa çıkmış ve hüsrana uğrayanlardan olmuşlardır.’ (Maide/53). Bu ayet ancak kâfirlere karşı meyli izhar eden kimseler hakkında nazil olmuştur. Böylece bu kimseler yaptıkları bu amelleri sebebiyle kâfirlerden olmuş ve amelleri boşa çıkmıştır.” (El-Muhalla, C:12, S:132.)

Bir başka yerde; kendi isteğiyle Müslümanlardan ayrılan ve daru’l harbe geçen kimsenin ya da Müslümanlara karşı kâfirleri destekleyen fakat İslam diyarından ayrılmayan kimsenin mürted olup olmadığı meselesi hakkında şöyle dedi: “Her kim kendi isteğiyle daru’l harbe geçer ve Müslümanlara karşı savaşırsa işte o kimse bu fiiliyle mürted olmuştur. Bu kimse mürtedin hükmünü tamamıyla hak etmiştir. Bu durumda öldürülme imkânı olduğu anda hemen öldürülür. Ayrıca bu kimsenin malı helal olmuş, nikâhı bozulmuştur. Bununla birlikte bu kimse mürtedlerle ilgili diğer hükümleri de hak etmiştir. Çünkü Resulullah (s.a.s) hiçbir Müslüman’dan beri olmamıştır.” (El-Muhalla, C:12, S:125).

Sonra şöyle demiştir: “Müslümanların topluluğuna ve toprağına geçme imkânı olduğu halde Daru’l-küfürde Müslümanlara karşı kâfirlere hizmetle veya yazıyla yardımcı olursa, velev ki dar’ul harpte ikamet sebebi dünya metaını kazanmak olsun, yine de kâfir olur. Böyle bir durumda o kimse, kâfirlere nisbetle zımmi gibidir. Küfürden de uzak değildir. Zira bir özre sahip olduğunu görmüyoruz. Allahü Teâlâ bu durumdan bizi korusun.” (El-Muhalla, C:12, S:126).

Bunların dışında daha başka müctehid âlimlerin sözleri:
1-İbn-i Cerir Et-Taberi (310 H. senesinde vefat etmiştir), Allahu Teâlâ’nın “Mü’minler, mü’minleri bırakıp da kâfirleri kendilerine dost edinmesinler. Kim bunu yaparsa Allah’la bir ilişiği kalmamış olur. Ancak onlardan kendinizi korumak gayesiyle sakınmanız müstesnadır. Allah size kendi zatından korkmanızı emrediyor. Dönüş Allah’adır”(Al-i İmran/28) buyruğu hakkında şöyle demiştir: “Bunun manası şudur: Mü’minler, diğer mü’min kardeşlerini bırakıp ta düşmanları olan kâfirleri dost ve yardımcı edinmesinler. Dinleri hususunda onlarla samimi olup Müslümanların sırlarını onlara aktarmasınlar. Bunu yapanların, Allah’tan bekleyecekleri hiçbir şeyleri yoktur. Allah onlardan beridir. Onlar da Allah’tan uzaktırlar. Ancak kâfirlerden çekinme haliniz müstesnadır. Bu durumda dillerinizle dostluğunuzu söyleyip kalplerinizle onlara düşmanlık besleyebilirsiniz. Onlarla üzerine oldukları küfür üzerine uzlaşmayın, hiçbir fiille onlara bir Müslüman’a karşı yardım etmeyin.” (Taberi Tefsiri, C:6, S:313.)

2-Muhammed bin Ali Eş-Şevkani (1255 H. senesinde vefat etmiştir) Allahu Teâlâ’nın “Ey iman edenler! Yahudileri ve Hıristiyanları dost edinmeyin. Onlar bazıları bazılarının dostudurlar. Sizden kim onları dost edinirse o onlardandır. Allah zalimler topluluğunu doğru yola eriştirmez”(Maide/51) ayeti hakkında şöyle demiştir: “Onları dost edinmekten nehiydeki kasıt, arkadaşlıkta, birlikte yaşamada ve destek olmada onlara dost muamelesi yapmaktır. ‘Onların bazıları bazılarının dostudurlar.’ kavli de nehyin sebebinin ortaya konmasıdır. Manası şudur: Bazı Yahudiler diğer bazılarının dostudurlar. Bazı Hıristiyanlar da onlardan diğer bazılarının dostudurlar. Burada ‘bazıları bazılarının’ sözüyle kastedilen birisi Yahudiler diğeri Hıristiyanlar değildir. Zira onlar kesinlikle şiddetli bir düşmanlık ve ayrılık halindedirler: “Yahudiler dediler ki: ‘Hıristiyanlar bir şey üzere değildirler.’ Hıristiyanlar da: ‘Yahudiler bir şey üzere değildirler’ dediler.” Ve şöyle denmiştir: Her iki gruptan biri diğerini, her ne kadar aralarında düşmanlık ve zıtlık olsa da Nebi’ye (s.a.s) ve kendisine indirilene düşmanlıkta dost edinip destekleyip yardım ediyor. Bu cümleden nehyin sebebinin çıkarılması şöyledir: Yani bu dostluk bu kâfirlerin işidir, sizin değil. Onların fiillerinden olan şeyi yapmayın yoksa onlar gibi olursunuz. Bu nedenle sebep cümlesinin ardından bunun neticesi gibi olan şey geldi ve Allahu Teâlâ şöyle buyurdu: ‘Sizden kim onları dost edinirse o onlardandır.’ Yani onların cümlesindendir, onların hanesindedir. Bu sert bir tehdittir. Küfrü gerektiren masiyet ulaşacağı son noktaya ulaşmıştır. Ve Allahu Teâlâ’nın ‘Allah zalimler topluluğunu doğru yola eriştirmez.’ kavli önceki cümlenin sebebidir. Yani küfre düşmeleri, Allahu Subhanehu’nun kendi nefsine küfrü gerektiren bir şekilde zulmedeni –kâfirleri dost edinen kişi gibi- hidayete erdirmemesi sebebiyledir.” (Fethu’l Kadir, C:2, S:57-58)

Necid’li Davet İmamlarının Sözlerinden:
1-Şeyh Muhammed bin Abdulvehhab (1206 H. yılında vefat etmiştir) İslam’ın nevakızları hususunda şöyle demiştir: “Sekizinci nakız: Müslümanlara karşı müşriklere destek olup yardım etmek. Bunun delili Allahu Teâlâ’nın şu kavlidir: ‘Sizden kim onları dost edinirse o onlardandır. Allah zalimler topluluğunu doğru yola eriştirmez.’.”(Maide/51)

Ayrıca şöyle demiştir: “Bir kişi, Allah’ı birlese, şirki terk etse de müşriklere karşı düşmanlık yapmıyor, onlara düşmanlık ve nefreti izhar etmiyorsa dini ve İslam’ı yerine oturmaz. Allahu Teâlâ’nın şöyle buyurduğu gibi: ‘Allah’a ve ahiret gününe iman eden bir topluluğun Allah’a ve Peygamber’ine karşı gelenlerle dostluk ettiklerini görmezsin. (Mücadele/22).(Ed-Dureru’s Seniyye fi’l Ecvibeti’n Necdiyye, C:8, S:113.)

Ayrıca şöyle demiştir: “Bilin ki salih bir Müslüman’ın Allah’a şirk koştuğu ya da şirk koşmasa bile muvahhidlere karşı müşriklerle bir olduğu takdirde kâfir olduğuna dair deliller -Allah kelamından, Resulü’nün kelamından ve tüm ilim ehlinin sözlerinden- sayılamayacak kadar çoktur.” (Ed-Dureru’s Seniyye fi’l Ecvibeti’n Necdiyye, C:10, S:8.)

2-Şeyh Süleyman bin Abdullah bin Muhammed bin Abdulvehhab (1233 H. yılında vefat etmiştir) şöyle demiştir: “Allah sana rahmet edesice bil ki; kişi, kendilerinden korkudan ve şerlerini defetmek için onları pohpohlamak ya da yağcılık yapmak adına müşriklere dinlerinde muvafakat gösterirse o da onlar gibi kâfirdir. İsterse onların dinlerinden hoşlanmıyor, nefret ediyor, İslam ve Müslümanları seviyor olsun! Tabi bu, kendisinden sadece bu sadır olduğu halde böyledir.

Bir de izzet ve kuvvet yurdunda (İslam yurdunda) olup onları çağıran, onların itaatine giren, batıl dinlerinde onlara muvafakat gösteren, dinlerinde onlara destek olup malla yardım eden, onları dost edinip Müslümanlarla arasındaki dostluğu koparan, ihlas, tevhid ve ehlinin askeri iken kubbelerin, şirkin ve ehlinin askerine dönüşen kişinin hali nasıldır? Bunun, Allah’ın ve Resulü’nün en şiddetli düşmanı bir kâfir olduğu hususunda hiçbir Müslüman şüphe etmez. Bundan ikrah altında olan dışında kimse müstesna değildir.

O da müşriklerin kendisini ele geçirip de “inkar et ya da şöyle şöyle yap yoksa sana şöyle yaparız ve seni öldürürüz” dedikleri ya da kendilerine uyana kadar işkence ettikleri kişidir. Bu kişinin kalbinin imanla mutmain olması kaydıyla diliyle onlara muvafakat göstermesi caizdir. Âlimler, şaka yaparak küfür kelimesi konuşan kişinin kâfir olduğunda icma etmiştir. O zaman korkudan ya da dünyaya tamah ederek küfür izhar edenin hali nasıldır? Ben buna Allah’ın yardımı ve desteğiyle bazı deliller zikredeceğim.” (Ed-Delailu fi hükmi muvalati ehli’l İşrak, C:1, S:29-30) Sonra bu konu hakkında 21 delil sundu.

3-Şeyh Muhammed bin Ahmed El-Hıfzi (1237 H. yılında vefat etmiştir) Günah ve suçların en büyükleri olan büyük meseleleri sayarken aralarında şunu da zikretmiştir: ‘Bunlardan biri de şudur: Kim bundan razı olur, buna azmeder, canıyla, malıyla ya da diliyle yardım ederse; –bir Müslüman’ın öldürülmesine istersen yarım kelimeyle olsun- yardım eden hususunda şiddetli tehdit gelmiştir. Öyleyse İslam’a ve Müslümanlara karşı yardım etmek nasıldır?”

Ta ki, şu sözüne kadar: “Bahsedilen bu meselelerde ikrah durumu söz konusu olmazsa şayet, bu meselelerin her biri kişinin imanını zedeler İslam’ını da yok eder. Bundan tövbe etmeyip inat eden kişi İslam’dan irtidat etmiş sayılır. Gizlice yapan ise dinde nifak işlemiştir.” (Ed-Dureru’s Seniyye fi’l Ecvibeti’n Necdiyye, C:8, S:257..)

4-Şeyh Abdurrahman bin Hasan Al-i’ş Şeyh (1285 H. yılında vefat etmiştir): şöyle demiştir: “Bunların en büyükleri (tevhidin nevakızları) üçtür. Üçüncüsü de şudur: Müşriki dost edinmek, ona itimat etmek, ona elle, dille ya da malla yardım edip destek olmak. Allahu Teâlâ’nın şöyle buyurduğu gibi: “Öyleyse sakın kâfirlere arka olma.” (Kasas, 86). 3 (El-Mevrid el-Uzbu’z-Zulal fi keşfi şübhi ehli’d dalal, S:291).

Ayrıca şöyle demiştir: “Allahu Teâlâ tevhid ehlinin yolu dışında bir yol tutanların, Allah’ın nehyettiği bir şeyi işlediğini açıklayarak şöyle buyurmuştur: “Onlardan çoğunun inkâra sapanlarla dostluklar kurduklarını görürsün. Kendileri için nefislerinin takdim ettiği şey ne kötüdür. Allah onlara gazaplandı ve onlar azapta ebedi kalacaklardır.” (Maide/80) Allah, kâfirlere tevelli edenleri yererek ve kendilerine gazabın eriştiğini ve azapta ebedi kalıcı olacaklarını kaydetmiştir. Bunu iki tür tekitle doğrulamıştır.” (Ed-Dureru’s Seniyye fi’l Ecvibeti’n Necdiyye, C:8, S:173.)

Ayrıca şöyle demiştir: “Allahu Teâlâ şirkten ve müşriklerden beri olmayı, onları tekfir edip kendilerine düşmanlık göstermeyi, onlardan nefret edip kendilerine karşı cihad etmeyi farz kılmıştır. “Ama zulmedenler, kendilerine söylenen sözü bir başkasıyla değiştirdiler.” (Bakara/59) Onları dost edindiler, onlara yardım ettiler, onlara destek oldular, mü’minlere karşı onlardan yardım istediler, bu uğurda mü’minlerden nefret ettiler ve onlara hakaret ettiler. Tüm bu şeyler, kitap ve sünnetin çeşitli yerlerde işaret ettiği ve âlimlerin (Allah onlara rahmet etsin) tefsir, fıkıh ve diğer kitaplarda zikrettiği üzere İslam’a aykırıdır.” (Ed-Dureru’s Seniyye fi’l Ecvibeti’n Necdiyye, C:8, S:190)

5-Şeyh Abdullatif bin Abdurrahman bin Hasan Al-i’ş Şeyh (1293 H. yılında vefat etmiştir) şöyle demiştir “Kur’an’da, onlara muvalat ve tevelli hususundaki nehiy ve oldukça katı olan tutum, ilkelerin temelinin şu olduğunun delilidir: “Allah düşmanlarını boykot etmeden, onlara karşı savaşmadan, cihad etmeden ve onlardan beri olmadan, onlardan nefret etmek ve onları kınayarak Allah’a yaklaşmadan (kişinin dininin, tevhidinin) istikamet bulması ve sebatı mümkün değildir. Allahu Teâlâ, dostluğu mü’minler arasında kılıp kâfirlerin bazılarının bazılarının dostu olduğunu haber verdikten sonra şöyle buyurmuştur: “Eğer siz bunu yapmazsanız (birbirinize yardım etmez ve dost olmazsanız) yeryüzünde bir fitne ve büyük bir bozgunculuk (fesat) olur.” (Enfal/73) Fitne, şirkten başka bir şey midir? Büyük bozgunculuk da tevhid ve İslam bağının çözülmesinden, Kur’an’ın hâkim kıldığı hükümlerin ve düzenin kesilmesinden başka bir şey midir?”

Sonra kâfirleri dost edinmekten nehyeden bazı ayetleri zikrederek şöyle dedi: “Kendi nefsine nasihat eden kişi bu ayet-i kerimeleri bir düşünsün. Bu ayetlerin yorumunda tefsircilerin ve ilim ehlinin ne dediğini araştırsın ve bugün insanların çoğundan neyin sadır olduğuna bir baksın. –Eğer muvaffak olursa- bu ayetlerin onlara karşı cihadı terkeden, onları kınamayı bırakan, barışı onların insiyatifine terkedenler hakkında olduğu anlaşılır. O zaman onlara yardım edenin ya da onları İslam ehlinin ülkelerine çekenin, onları övenin, onların Müslümanlar’dan daha adaletli olduğunu söyleyenin, İslam ehline tercih edenin, onların yurtlarını, meskenlerini ve dostluğunu tercih edenin, onlara destek olmayı sevenin hali nasıldır? Bu, ittifakla açık bir riddettir.” (Ed-Dureru’s Seniyye fi’l Ecvibeti’n Necdiyye, C:8, S:325-326.)

Ayrıca şöyle demiştir: “Allah’a en iyi yakınlaşma, Allah’ın müşrik düşmanlarından nefret etmek, onlara öfke beslemek, düşmanlık ve kendilerine karşı cihad etmektir. Mü’min, mü’minlerin yerine onlara tevelli etmekten bu şekilde kurtulur. Eğer bunu yapmazsa, ihlal ettiği ve terk ettiği ölçüde onlara dostluğu söz konusudur. İslam’ı yıkan ve temellerini söken şeye dikkat!” (Ed-Dureru’s Seniyye fi’l Ecvibeti’n Necdiyye, C:9, S:24.)

Ve şöyle demiştir: “Kişi şirkten nefret edip tevhidi sevebilir. Ancak bozukluk, ‘şirk ehlinden beri olmama, tevhid ehline dostluğu ve yardımı terketme’ yönünden olabilir. Bu şekilde hevasına tabi olmuş, şirkin; ‘dinini ve bina ettiği her şeyi yıkan’ şubelerinden birine girmiş olur. O razı olduğu imanı istikamet bulmaz. Allah için sevmez ve nefret etmez, kendisini yaratan ve bir düzen içinde şekil verenin Celal’i için düşmanlık ve dostluk etmez. Oysa tüm bunlar, ‘la ilahe illallah’ şehadetinin gereğidir.” (Ed-Dureru’s Seniyye fi’l Ecvibeti’n Necdiyye, C:8, S:396)

6-Şeyh Hamd bin Atik (1301 H. senesinde vefat etmiştir) şöyle demiştir:
“Kur’an ve sünnet şuna işaret etmektedir: ‘Eğer bir Müslüman’dan şirk ehline dostluk ve itaat hâsıl olursa bununla dininden dönmüştür. Allahu Teâlâ’nın şu kavlini iyice düşün: “Şüphesiz, kendilerine hidayet açıkça belli olduktan sonra, gerisin geri (küfre) dönenleri, şeytan kışkırtmış ve uzun emellere kaptırmıştır.” (Muhammed/25) Şu kavliyle birlikte düşün: “Sizden onları kim dost edinirse, kuşkusuz onlardandır.” (Maide/51) Allahu Teâlâ’nın şu kavlini iyice incele: “Onlar bir başka söze dalıp geçinceye kadar, onlarla oturmayın, yoksa siz de onlar gibi olursunuz.” (Nisa,140 Ve daha birçok delil.” (Ed-Dureru’s Seniyye fi’l Ecvibeti’n Necdiyye, C:9, S:263.)

Ayrıca şöyle demiştir: “Daha önce geçtiği üzere müşriklere destek olmak, Müslümanların sırlarını onlara ifşa etmek, müşrikleri dille savunmak ya da üzerine oldukları şeyden hoşnut olmak; tüm bunlar kişiyi kâfir yapan şeylerdir. –Bahsi geçen ikrah söz konusu olmaksızın- her kimden bu şeyler sadır olursa, kâfirlerden nefret edip Müslümanları sevse bile o mürteddir.” (Ed-Difau an Ehli’s Sünneti ve’l İttiba, S:32.. )

Ayrıca şöyle demiştir: “Bil ki müşriklere muvafakat göstermenin üç şekli vardır…

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

2 yorum

  1. Selamun aleykum dönüş sağlamamakta neden ısrar ediyorsunuz.
    kitabın pdf si elinizde varsa linki paylaşırmısınız.

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM
2019-01-16 23:34:57
2019-01-16 22:03:35
2019-01-16 21:30:18
2019-01-16 15:21:56