• DOLAR
    5,3105
    % 0,10
  • EURO
    6,0449
    % 0,25
  • ALTIN
    226,9891
    % 0,19
  • BIST
    104.330
    % 1,11
Kişi Dini Nispetiyle Belaya Uğrar

Kişi Dini Nispetiyle Belaya Uğrar

Kişi Dini Nispetiyle Belaya Uğrar

Bismillahirrahmanirrahim

Son günlerde gündem olan Müslümanların içerisinde bulundukları zorlu günleri ve bazı kardeşlerimizin ve bacılarımızın esaretini Allah Rasulü ﷺ’in ve ashabının yaşadıklarına kıyas edince bunun Allah Azze ve Celle’nin bir sünneti ve iman ehlini imtihanı olduğunu görmekteyiz.

“Yoksa siz, sizden önce geçenlerin başlarına gelenin benzeri sizin de başınıza gelmeden cennete gireceğinizi mi sandınız? Onlar öylesine darlık ve sıkıntı içerisine düştüler ki, peygamber ile yanındakiler ‘Allah’ın yardımı acaba ne zaman?’ diyecek kadar sarsıldılar. Bilin ki, Allah’ın yardımı yakındır.” (Bakara 214)

“İşte böyle; biz, her peygambere suçlu günahkârlardan bir düşman kıldık. Yol gösterici ve yardımcı olarak Rabbin yeter.” (Furkan 31)

İşkence altında kıvranan Yâsir: “Yâ Rasulullah, bu iş daha ne zamana kadar böyle sürüp gidecek?” dedi. Rasulullah ﷺ: “Allah’ım! Yâsir ailesinden rahmet ve mağfiretini esirgeme.” duasıyla karşılık verdi.

“Azabın her türlüsünü tattık, Yâ Rasulullah” diyen Ammar’a Rasulullah ﷺ sabır tavsiye ediyor ve şöyle dua ediyordu: “Allah’ım, Ammar ailesinden hiçbir kimseye cehennem azabını tattırma.”

Ammar’a reva görülen işkence çeşitlerinden biri de ateşle dağlanması idi. Yine bir gün böyle bir işkence altında kıvranırken Nebi ﷺ rast geldi. Elleriyle Ammar’ın başını sığayarak ateşe: “Ey ateş, İbrahim’e (a.s) serin ve selâmet olduğun gibi, Ammar’a da öyle ol!” diye dua etti. Sonra da Ammar’a şu haberi verdi: “Ey Ammar! Sen (bu işkencelerle) ölmeyecek, uzun bir müddet yaşayacaksın. Senin ölümün azgın bir topluluğun eliyle olacaktır.”

Allah Subhanehu ve Teâlâ, Ammar’a uzun ömürler ihsan etti ve Ammar Sıffin savaşında şehit edildi. Ali b. Ebu Talib, onu Muaviye’nin taraftarlarının bâği (azgın) olduklarına hüccet gösterdi. Fakat Muâviye tevil etti. Amr bin As dedi: “Bâği yalnız onun katilleridir; umumumuz değiliz.”

Habbâb b. Erett anlatıyor: Rasulullah ﷺ Ka’be’nin gölgesinde kaftanını yastık ederek dayandığı bir sırada yanına vardık. “Yâ Rasûlallah! Bizim için Allah’a duâ edemez misin? Allah’tan yardım dileyemez misin?” dedik. (Kureyş müşriklerinin işkencelerinden şikâyet ettik) Bunun üzerine Rasulullah ﷺ’in rengi değişti ve şöyle buyurdu: “Sizden önceki ümmetler içinde öyle kimseler bulunmuştur ki, (zalimler tarafından) yakalanır, onun için yerde bir çukur kazılır, o kişi o çukurun içine gömülürdü. Sonra büyük bir testere getirilir, onun başı üzerine konulurdu da cesedi ikiye bölünürdü, fakat bu onu dinden döndürmezdi. (Bir başkasına da benzer işkenceler uygulanır); demir taraklar ile etinin altındaki kemiği ve sinirleri taranırdı da, bu işkenceler o mümini dîninden çevirmezdi. (Sahâbîlerim!) Size yemîn ederek söylüyorum ki, Allah bu işi (İslâm dînini), mutlaka tamamlayacaktır. Öyle ki, bir süvârî San’â’dan Hadramevt’e kadar (tek başına) yolculuk edecek de Allah’tan ve bir de (yolcu koyun sahibi ise) koyunlarına kurdun saldırmasından başka hiçbir şeyden korkmayacaktır. Fakat sizler acele ediyorsunuz!.” (Ahmed b. Hanbel, 5/109; Buharî, Menakıbu’l-Ensar,29).


Bir diğer işkence çeşidi olan ve 3 yıl süren boykot
Kureyş’in ileri gelenleri; İslam’ı ortadan kaldırmak ve hakkın nurunu söndürmek amacıyla akrabalık bağlarını hiçe sayan, vicdanları kanatan, insanlık dışı kararlar aldılar. Buna göre Hâşimoğullarıyla hiçbir sosyal ilişkiye girilmeyecek, onlara kız verilmeyecek ve onlardan kız alınmayacak, onlarla oturulup konuşulmayacak, evlerine girilmeyecek, ölüleri için taziyede bulunulmayacak, hasta ziyaretine gidilmeyecekti.

Ayrıca Hâşimoğullarıyla ticarî hiçbir ilişkiye girilmeyecek, onlara bir şey satılmayacak ve onlardan hiçbir şey satın alınmayacak, çarşı ve pazarlar kendilerine kapatılacaktı. Muhammed ﷺ’i korumaktan vazgeçip Kureyş’e teslim edinceye kadar Hâşimilere merhamet edilmeyecek ve onlardan gelecek barış teklifleri asla kabul görmeyecekti.

Alınan kararları çiğnemeyeceklerine dair yemin eden Mekkeliler, bu kararları bir sahifeye yazdırdıktan sonra altını mühürlediler ve Kâbe’nin duvarına astılar.

Kureyşli zalimler aldıkları boykot kararlarını Nübüvvetin yedinci yılı Muharrem ayının ilk gecesinden itibaren tüm şiddetiyle uygulamaya başladılar. Müslümanlar ve Hâşimoğulları, Efendimiz aleyhisselâm’ı korumak için Şi’bi Ebî Talib denilen Peygamberimizin amcası Ebû Talib’in mahallesinde toplanmışlardı. Müşrikler bu mahallenin çarşı ve pazarlara giden yollarını kestiler. Bu yolların başında gece-gündüz nöbet tutarak mahalleye gıda maddelerinin girmesine engel oldular. Zamanın firavunu Ebu Cehil, işini gücünü bırakmış, gece boyunca nöbet tutuyor, boykotun tüm şiddetiyle uygulanması için gözüne uyku girmiyordu. Ellerinde avuçlarında ne varsa tükenen Müslümanlar, bir süre sonra korkunç bir açlıkla yüz yüze gelerek, şiddetli sıkıntılar çekmeye başladılar. İnsanlar açlıktan ağaç yapraklarını yiyor, buldukları deri parçalarını ateşte yumuşatıp günlerce emerek açlıklarını bastırmaya çalışıyorlardı. Yaşlılar ve çocuklar şiddetli boykot altında açlıktan ölüyor; ağlayan çocukların, feryat eden kadınların sesleri Mekke sokaklarında yankılanıyordu.

Allah Rasulü ﷺ’in ve fedakâr dostlarının maruz kaldığı boykot yılları bizlere çok önemli dersler vermekte, mühim mesajlar içermektedir. Bu olay, her şeyden önce kâfirlerin, Müslümanlardan ne kadar nefret ettiğini açıkça ortaya koymaktadır. İslam nurunu söndürmek, sömürü düzenlerini sürdürmek isteyen firavunlar, Nebi ﷺ’i öldürmeye karar verdiklerinde karşılarında Efendimizin ailesini ve müminleri buldular.

Yukarıda bahsettiğimiz ayet ve hadisler açıkça gösteriyor ki Allah Subhanehu ve Teâlâ Müslümanları sınar, ta ki onların günahlarını temizlesin, onların içlerinden şehitler edinsin ve onların aralarında bulunan sırf güç veya mal elde etmek için onlarla birlikte olan münafıkları onların saflarından temizlesin.

Bu Allah Subhanehu ve Teâlâ’nın değişmeyen sünnetidir. Yeryüzüne gönderdiği en sevdiği insanları Allah Subhanehu ve Teâlâ en büyük imtihanlara tabi tutmuştur.

Bugün de İslam Devleti’nin topraklarını kaybetmesi, şehitler ve esirler vermesi bu Allah Subhanehu ve Teâlâ’nın sünneti gereğidir. Nebi ﷺ ve sahabesi de Allah’ın yardımı gelene kadar hendek günü çok sıkıntılı günler görmüşlerdi.

İslam Devleti’nin dünyanın tüm ülkelerine karşı böyle bir savaş vermesi gerçekten de Allah’ın yardımı iledir. ABD birkaç devlet ile birlikte 1. ve 2. Körfez savaşlarında Irak ordusunu günler içinde yenmeyi başarmıştı ve 2001’de 11 Eylül saldırısı sonrası Afganistan’ın tamamına hükmeden Taliban’ı ise yalnızca 3 ay içinde tüm Afganistan’dan çıkarmayı başarmıştı. İslam Devleti elindeki Musul kenti için 79 ülkeye karşı Allah’ın yardımı ile çok büyük bir savaş sergileyerek dünyanın en uzun savunma savaşını vermiştir. Böyle bir direniş dünya tarihinde bir ilk olarak aktarılıyor.
Tabi bu şehid edilme ve esaretler de savaşın doğası gereği İslam Devleti’nin de başına geliyor. Çünkü bu bir savaştır. Bizler nasıl onları yakalayıp öldürüyor ve esir ediyorsak onlar da aynı şekilde bizi öldürüp bizden esirler alacaklardır.

Nebi ﷺ’in en gözde sahabeleri yanında şehid olmuştur. Amcası Hamza -Allah ondan razı olsun- gibi yine kendi seçkin sahabelerinden esirler de vermiştir.

Bizler İslam Devleti askerlerini savaşıp emirlerinin bir yerlerde keyif ettiklerine ne gördük ne de işittik. Onlar da askerleri ile beraber bulunup savaştılar ve şehid oldular.

Bunların örnekleri bitmez. Hatta İslam Devleti kurucularından ve Ebu Musab Zerkavi’nin yardımcısı Ebu Enes Eş-Şami, Ebu Gureyb hapishanesindeki bacıları kurtarmak için katıldığı operasyonda şehid olmuştu.

İslam Devleti emirleri esirlerini hiç unutmadı onları kurtarmak için ellerinden geleni her zaman yaptılar. Dımeşk bölgesinden çekilirken Esad zindanlarındaki 1500 Müslüman kadını kurtararak çekildiler. Yine Suveyda’da Dürzileri kaçırıp Müslüman kadınları kurtarmak için takas ettiler. Bunlar sadece son zamanlarda olan ve herkese açık olan olaylar, eskiler de bu ve buna benzer ameller ile doludur.

İslam Devleti emirleri savaşçılarının aileleri ve çocukları ölürken kendi aile ve çocuklarını eteklerinin altına gizlemediler. Hatırlanacağı üzere bundan 6 ay önce Müminlerin Emiri Şeyh Ebu Bekir El-Bağdadi’nin gencecik oğlu Huzeyfe Humus çöllerinde Ruslara saldırırken şehid olmuştu.

Sosyal Medyada Paylaşın:
Etiketler:
Bela Makale Musibet Nasihat

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?