• DOLAR
    5,3105
    % 0,10
  • EURO
    6,0449
    % 0,25
  • ALTIN
    226,9891
    % 0,19
  • BIST
    104.330
    % 1,11
Mümin Kullarını İmtihanı Allah’ın Değişmeyen Bir Sünnetidir

Mümin Kullarını İmtihanı Allah’ın Değişmeyen Bir Sünnetidir

Mümin Kullarını İmtihanı Allah’ın Değişmeyen Bir Sünnetidir

Hamd âlemlerin rabbi olan Allah’a mahsustur. Salat ve selamda onun Rasulü ﷺ’in üzerine olsun, bundan sonra:

Âlemlerin rabbi olan Allah’ın değişmeyen bir sünneti vardır ki, o da iman iddiasında olan kullarını imtihan etmesi ve çeşitli zorluklarla ve sıkıntılarla onları sınamasıdır.

Rasulullah ﷺ diyor ki: “Müminin misali ekin gibidir, ekini rüzgârın onu savurması durmaz, müminde (aynen böyledir) imtihan kendisinden hiç eksilmez ve bu belalar onun günahlarına kefaret olur.”  (Müslim 2809)

Bu yaşamış olduğumuz zaman diliminde bazı kesimler İslam Devleti’nin topraklarının ve sayılarının azalmasının, onların batıl yol üzere olduğunu ve bu musibetlerin sebebinin onların hak olmadığından kaynaklandığını vehmektedirler.

Bu boş sözleri dillerinden sarf eden kimseler, alemlerin rabbi olan Allah’ın, kullarını daimi olarak imtihan ve musibetlerle baş başa bırakacağını vadettiğini bilmiyorlar mı!? Bir topluluğun hak yol üzere olup olmadığı bu mantıkla mı belirlenmektedir!

Asıl kayıp toprak kaybı değildir. Asıl kayıp kişinin imanını kaybetmesidir. Bu kendini bilmez ve ne konuştuklarının dahi farkına varmadan dillerinden söz atan kimseler, Allah’ın nice az topluluklara, nice zayıf olan topluluklara, onları bu azlık ve zayıflıklarla imtihan ettikten sonra yardımını gönderdiğini ve onları muzaffer kıldığını bilmiyorlar mı!?

Âlemlerin rabbi olan Allah iman iddiasında olan kullarını, davalarında ne kadar samimi olduklarını gün yüzüne çıkarmak için şüphe yoktur ki onları musibetlerle baş başa tutacaktır ve emrettiği gibi kelimetullahı en üst seviyeye taşıma gayesinde olan kullarını elbette ki zorluklarla imtihan edecektir. Bu Allah’ın değişmeyen ve değişmeyecek olan bir sünnetidir.
Bilindiği üzere âlemlerin rabbi olan Allah Talut’un ordusunu bir ırmak ile imtihan etmişti, ondan az bir avuç müstesna içen kimselerin bu imtihandan sınıfta kalacaklarını belirtmişti. Bu imtihandan sonra koskoca ordudan ne kadar kişi kaldı biliyor musunuz?

“Onların çok azı müstesna hepsi ondan içtiler” (Bakara, 249)

Kurtubi -Allah ona rahmet etsin- diyor ki: “76 bin kişi ordudan ayrıldılar. Sadece bazı kimseler kaldılar.” (Ahkamul-Kuran 3/204)

Bu imtihandan sonra Talut ve kendisiyle beraber kalan az miktardaki iman ehli ordu ırmağı geçtiler. Onlardan bazıları şöyle dediler: “Bugün bizim Calut’a ve askerlerine karşı koyacak gücümüz yoktur.” (Bakara, 249)

“Allaha kavuşacaklarını kesin olarak bilenler ise şöyle dediler: “Allah’ın izniyle nice küçük topluluklar büyük topluluklara karşı galip gelmişlerdir. Allah sabredenlerle beraberdir.” (Bakara, 249)

İbni kesir bu ayetin tefsirinde şu güzel bilgileri aktarıyor: “Şüphe yoktur ki Allah’ın vadi haktır. Ve muhakkaktır ki yardım Allah’tandır. Sayıların (azlığında veya çokluğunda) değildir. ” (Tefsiru-Kuranil-Azim 1/509)
İşte bu merhalede şu bir avuç kadar olan iman ehli kimseler Calut’un kalabalık ordusuyla karşılaştıklarında şu duada bulundular: “Ey rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır. Ayaklarımızı sabit kıl ve kâfir topluluğa karşı bize yardım eyle.” (Bakara, 250)

İşte asıl önemli olan ve âlemlerin rabbi olan Allah’ın her halde kullarında istediği bu şekilde sebat ederek dua edebilmek ve rabbine sığına bilmektir. Bu çok az kalan iman ehli Müslümanlar Calut’u ve onun karabalık ordusunu, Allah’ın yardımı ve ayaklarını sabit kılmasıyla nasılda hezimete uğrattılar.

“Allah’ın izniyle onları hezimete uğrattılar” (Bakara, 250)

Şenkıti diyor ki: “İhlas ve iman kuvveti güçlü olana karşı zayıfın galip gelmesinde asıl sebeptir.” (Edvaul-Beyan 3/52)

Müslümanların sayılarının azlığını ya da topraklarının azalmasını bu yolun batıl olduğuna yoranlar, bedir savaşında kâfirlerin sayısının Müslümanların sayasından 3 kat fazla olduğunu bilmiyorlar mı!? Sahabelerin silahlarının ne kadar az ve müşriklerin silahlarına nispeten ne kadar yetersiz olduğunu bilmiyorlar mı!? Meşhur olan görüşe göre iki attan başka bineklerinin olmadıklarını bilmiyorlar mı!? Fakat tüm bunlara rağmen (sahabelerin imkânsızlık, zayıflık ve sayı azlığına rağmen) ne zaman ki Allah o kâfirlerin hezimete uğramasını diledi işte o zaman o kâfirlerin ne sayıları, ne binekleri nede imkânları onlara hiçbir fayda sağlamadı.

Müslümanların sayılarının azlığı, topraklarının azlığı ve imkânlarının kısıtlı olması kaybetmek demek değildir. Asıl kayıp, iman üzere ölmemek, dünya refahı için ahireti kaybetmek ve din üzere sebat etmeyerek ölmektir.
“Yardım/zafer ancak ve ancak aziz ve hâkim olan Allah’tandır.” (Enfal, 10)

Müslümanlar Allah’ın dinine yardım ettiği, onun dinin yüceltme çabası içerisinde olduğu, kelimetullahı en üst seviyeye taşımak için mücadele ettiğinde ve bu şekilde Allah ﷻ’nun dinine yardım içerisinde olduğu sürece hiç şüphe yoktur ki Allah’ın yardımı uzak değildir.

“Ey iman edenler! Allaha (dinine) yardım edin ki, Allah da size yardım etsin ve ayaklarınızı sabit kılsın” (Muhammed, 7)

Sorarım sizlere, Allah’ın yardıma ihtiyacımı vardır! Haşa, âlemlerin rabbi olan Allah bu eksikliklerden münezzehtir. Allah kullarından sünnetullahı gereği kendi dinine yardım etmelerini, bu çaba içerisinde olmalarını ve bu gayret içerisinde olan kullarının ayaklarını sabit kılacağını bize haber vermektedir. Bu Allah’ın vadidir. Bizim de zerre şüphemiz yoktur ki Allah vadiden dönecek değildir.

Maverdi dedi ki: “Yani şayet sizler, Allah’ın dinine yardım ederseniz, Allah da size yardım eder ve düşmanla karşılaşıldığı anda yardımıyla ayaklarınızı sabit kılar.” (En-Nuktu vel-Uyun 5/295)

Allahın dini hâkim olsun isteyen ve bu uğurda cihad eden ve bulunduğu hali düzeltip Salih amellerde bulunan kullarının sayılarını ve topraklarının ölçüsünü dikkate almaksızın şu vaatte bulunmuştur:

“Allah, içinizden iman edenlere ve salih amellerde bulunanlara vadetmiştir: Hiç şüphesiz onlardan öncekileri nasıl ‘güç ve iktidar sahibi’ kıldıysa, onları da yeryüzünde ‘güç ve iktidar sahibi’ kılacak, kendileri için seçip beğendiği dinlerini kendilerine yerleşik kılıp sağlamlaştıracak ve onları korkularından sonra güvenliğe çevirecektir. Onlar, yalnızca bana ibadet ederler ve bana hiç bir şeyi ortak koşmazlar.” (Nur, 55)

Abdurrahman Sealibi diyor ki: “Bu (sahabeler hakkında inmişse de) Muhammed ﷺ’in tüm ümmeti için umumidir. Allah onları beldelerde hâkim kılacaktır. Allah vadinde doğru olandır.” (El-Cevahirul-Hisan)
Allah ﷻ şöyle buyurmaktadır: “Şüphesiz ki Allah, kendi dinine yardım edene mutlaka yardım eder. Şüphesiz ki Allah, çok kuvvetlidir, mutlak güç sahibidir.” (Hacc, 40)

Muhammed Emin Şenkıti diyor ki: “Allah Celle ve Ulâ bu ayette şunu açık bir şekilde beyan etmiştir: Allah kendisine yardım edene kesinlikle yardım edeceğine yemin etmiştir. Şu da malumdur ki Allah’a yardım etmek demek onun şeriatına ittiba etmek, emrettiklerine sarılmak, nehyettiklerinden sakınmak, Rasulü ﷺ’e ittiba etmek ve Allahın kelimesini en üst seviyeye taşıyıncaya ve onun düşmanlarının kelimesini de en alt seviyeye getirinceye kadar kâfirlerle cihad edip onları kahretmek demektir. İşte Allah bu tür kimselerden yardımını geri tutmayacağına dair yemin etmiştir.” (Edva’ul-Beyan 5/215)

Âlemlerin rabbi olan Allah’tan ayaklarımızı hak üzere sabit kılmasını ve bizleri istikametten ayırmamasını diliyoruz. AMİN

Davamızın sonu âlemlerin rabbi olan Allaha hamd etmektir.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?