• DOLAR
    5,3303
    % 0,16
  • EURO
    6,0597
    % 0,10
  • ALTIN
    219,2291
    % -0,09
  • BIST
    97.955,16
    % -0,51
Ölümü arzulayın ki size hayat bahşedilsin

Ölümü arzulayın ki size hayat bahşedilsin

Ölümü arzulayın ki size hayat bahşedilsin

 

Mü’minlerin Emiri Ebu Bekir El-Hüseyni El-Kureşi El-Bağdadi’nin -Allah O’nu korusun- “Ve Sabredenleri Müjdele” başlıklı konuşmasını sizlerin okumasını kolaylaştırmak için konuşmayı parçalara ayırıp yeniden istifadenize sunuyoruz.

Ey Şam’daki ehlisünnet! Bilin ki izzetli ve şereflice yaşamak istiyorsanız dininize ve düşmanınıza karşı cihada dönmenizden başka sizin için bir seçenek yoktur.

Zira önemli olan şey sadece silah taşımak değildir, bilakis tevhidi gerçekleştirerek, vela ve bera akidesini yalınlaştırarak, şeriatın hâkimiyetinin dışında hiçbir şeyi kabul etmeyerek ve bunu gerçekleştirme uğrunda ölerek sonra da yeniden yeni cepheler açmaya destek vererek ve Irak ve Şam’da hilafet devletine karşı savaşmak için güçlerini birleştirmelerinde haçlılara ve haddi aşan Nusayrilere yardımcı olan riddet gruplarının kendisinden dolayı ehlisünnet mıntıkalarını terk ettiği zillet ve utanç ateşkeslerini terk ederek silah taşımaktır.

Bu, gizli olmayan açık bir iştir. Haç komutanları, İslam Devletine karşı savaşta güçleri birleştirmeye ne kadar da çok teşvik etmiştir. Kuşku yok ki onların bu günkü savaşları sadece devletin nüfuzunu bitirmeyi hedeflememekte ve ehlisünnetin tamamını kapsayan soykırım savaşıdır. Uzun süredir ehlisünnetin gerçek tehlike olduklarını ve mutlaka onların köklerinin kazınması gerektiğini fark ettiler. Zira sürekli onlardan korkulmakta ve sakınılmakta.

Uyanın ey ehlisünnet! Mücahidler, necis Rafızilerin bölgedeki genişlemelerini neredeyse sonlandıracakken paralarıyla ve ülkelerinin mukadderatlarıyla, haçlı koalisyonundan ve başta âli selul ve riddet, tahrip ve ifsat imâratları olmak üzere riddet ve ihanet hükümetlerinden başka kim onlara can simidini uzattı?

Ey Irak’ta, Şam’da ve her yerde bulunan Ehli Sünnet! Ey Ehli Sünnet silaha sarılın, ölümü arzulayın ki size hayat bahşedilsin. Zira savaşlarda sırtını dönerek öldürülenler atılarak öldürülenlerden çok daha fazladır.

Irak, Şam, Yemen, Sina, Horasan, Libya, Afrika’nın batısı ve ortası, Asya’nın doğusu, Kafkas ve diğer vilayetlerde bulunan hilafet kafilesine katılın.

İslam’ın oğulları, Allah onlar ile düşmanları arasında hüküm verinceye ve olacağı olan işi gerçekleştirinceye kadar silahı bırakmamaya ve haçlıların ve onların alt tabakalarının güzel bir yaşantı sürmemesine karar verdiler. Rabbimiz tebareke ve teala şöyle buyurmuştur; “Savaş, hoşunuza gitmediği halde üzerinize farz kılındı. Olur ki hoşunuza gitmeyen bir şey sizin için hayırlıdır ve olur ki sevdiğiniz şey de sizin için şerlidir. Allah bilir de siz bilmezsiniz”. (Bakara 216)

İbni Kayyim şöyle demiştir: “Muhakkak ki bu ayette kul için birçok hikmet, sır ve faydalar vardır. Çünkü kul, hoşa gitmeyen şeylerin bazen sevilecek şeyleri getirdiğini ve sevilen şeylerin de bazen hoşa gitmeyecek şeyleri getirdiğini bildiği zaman, sonuçların ne olacağını bilmediğinden dolayı yararlar yönünden zararların geleceğinden emin olamayacağı gibi zararlar yönünden de yararların geleceğinden ümitsiz olmaz. Çünkü Allah bunlar hakkında kulun bilmediği gerçekleri bilir. Kulu için şu hususları gerekli kılmıştır;

O sırlardan birisi; Başlangıçta kula zor gelmiş de olsa kul için, emirlere uymak kadar yararlı bir şey yoktur; Çünkü bunların sonuçlarının hepsi hayırlı, yararlı, tatlı ve hoşnutluktur. Şayet nefisler bunları kerih de görse, bunlar o nefis için daha hayırlı ve daha faydalıdır.

Aynı şekilde nefsi buna meyletse ve onu arzulamış olsa da kul için yasakları işlemekten daha zararlı bir şey yoktur; Çünkü bütün bunların sonuçları acılar, hüzünler, şerler ve musibetlerdir. Aklın özelliği, çokça hayrın ve büyük lezzetin ardından geldiği az bir acıya katlanması ve çok büyük bir acı ve büyük bir şerrin ardından geldiği az bir lezzetten sakınmasıdır.

Yine o sırlardan birisi; Bu ayet, kulun, kendisinde güzel bir sonucu umduğu için işlerin sonuçlarını bilene o işleri havale etmesini ve O’nun kendisi için seçtiği ve takdir ettiği şeylere razı olmasını gerektirir.

Yine o sırlardan birisi; Kulun, Rabbine teklif etmemesi, ona hiçbir şeyi seçmemesi ve ilimsiz bir şeyi sorup istememesidir. Belki bilgisi olmadan zarara duçar olması ve helâka uğraması o konuda olabilir. Dolayısıyla Rabbinin dediklerine aykırı hiçbir şeyi seçmeyecek, bilakis kendisi için O’nun güzel seçimini ve seçtiği şeye kendisini razı kılmasını isteyecek. Kuşkusuz onun için bundan daha faydalı hiçbir şey yoktur.

Yine o sırlardan birisi; Kul; işlerini Rabbine havale ederse ve kendisi için seçtiklerinden razı olursa, kendisi için ihtiyar edip seçtikleri şeylere karşı kuvvetli olmasına, azmetmesine ve sabretmesine dair yardımcı olur ve güç verir. Bununla beraber, kulun kendi nefsi için seçimiyle ortaya çıkan afetleri de ondan uzaklaştırır. Böylelikle, kendisi seçtiğinde hiçbir sonuca ulaşamadığı hâlde O’nun kendisi hakkında seçtiği şeylerin güzel sonuçlarını ona gösterir.

Yine o sırlardan birisi; Allahu Teâlâ, seçim hakkında zor fikirlerden kulunu rahatlatır ve kimi defa yükselecek kimi defada inecek olan sonuçlara razı ve seçimlerden kalbini ferah kılar. Bununla beraber onun, kendisi için takdir edilenlerden çıkması da söz konusu değildir.

Şayet Allah’ın seçiminden razı olursa, övülmüş, kendisine teşekkür ve lütuf edilmiş bir kimse olarak kendisine kader isabet eder. Aksi takdirde kınanmış ve lütfedilmemiş bir kimse olarak kader üzerinde cereyan eder. Çünkü kendi nefsi için seçimiyle beraberdir. Ne zaman Allah’a itimat eder ve buna razı olursa, kendisi hakkında takdir edilen şey onu şefkat ve lütufla kuşatır. Böylelikle kul O’nun şefkati ve lütfu arasında olur; Şefkati, onu kendisinden sakındırdığı şeylerden korur. Latifliği de takdir ettiklerini ona kolaylaştırır. Kulda kader son bulursa, son bulma belirtilerinden en büyüğü, kulun kabul etmeme konusundaki tahayyülü olur.

Şüphesiz ki kul için, teslim olmaktan ve tıpkı bir ölü gibi kendi nefsini kaderin önüne atmaktan daha faydalı bir şey yoktur. Zira yırtıcı hayvanlar leşi yemekten hoşlanmazlar.” (El-Fevaid, 137, Allah teala’nın “Olur ki hoşunuza gitmeyen bir şey sizin için hayırlıdır ve olur ki sevdiğiniz şey de sizin için şerlidir. Allah bilir de siz bilmezsiniz” sözü hakkındaki bölüm) Onun sözü bitti.

Ey Muhammed sallallahu aleyhi ve sellemin adasında bulunan ehlisünnet! Nerede sizin aranızdaki sahabe torunları? Nerede sizin dininize ve ümmetinize olan düşkünlüğünüz? Nerede sizin yiğitliğiniz ve saygınlığınız? Irak, Şam ve Yemendeki ehlisünnetin halini görmüyor musunuz? Sizler kendinizi, İslam ehlinin katlandığı sıkıntı ve imtihanlardan uzakta mı zannediyorsunuz?

Uyuşukluğunuz ve sarhoşluğunuzdan sıçrayın. Üzerinizdeki zillet tozlarını silkeleyin. Zira sizi yabancılaştırmaya ve sizin topraklarınızda ehlisünnetin menhecini yerle bir etmek ve sizi kâfirleştirmek için çabalayarak sistemli bir saldırı ile sizi laikleştirmeye karar vermişlerken âli selul devletinin –Allah onu menfur kılsın- küfrü ve azgınlığı çocuklarınız için bile sır değildir.

Ey fethedenlerin torunları! Nefislerinizdeki hayali korku barikatını parçalayın. Alimler diye isimlendirilen erkeklere benzeyenlere inanıp itimat etmeyin. Zira onlar dinlerini bu tağuta sattılar. Onun geçici heves ve arzularını hoşnut etmek için onurlarını ve şereflerini sattılar. Topraklarınızda sahte güvenlik iddiası, fitne ve öldürme korkusuyla sizi uyuşturdular.

Muhakkak ki fitne; şirktir. Şüphe yok ki fitne; oğullarınızın tağuta ve milliyetçiliğe yardım etme uğrunda İslam dini dışında başka dinler üzerine öldürülmeleridir.

Hiç Şüphe yok ki fitne; asrın belamları olan mücrim katillerin fetvalarıyla oğullarınızın kullandığı ölüm ve yıkım uçaklarının Irak ve Şam’daki ehlisünnet şehirlerini ve beldelerini bombalamak için harekete geçip ehlisünnetin boynu üzerinden haçlılara yardım ve destek için, Nusayrileri, Rafızileri ve ateist Kürtleri güçlendirmek için oraları yerle bir etmesidir.

Ateist Kürtlerin -kendilerinin de bunu açıkça belirttikleri gibi- bir milyon dolarlık yardımlarını ve onların Irak Rafızilerine sınırsız yardımlarını bizden kim işitmedi?

Muhammed sallallahu aleyhi ve selemin adasında bu sefih mürtedleri engelleyecek kimse yok mu? Ey Hicaz, Necd, ve Bahreyn’deki savaşın aslanları! Kalkın, hazırlıkları tamamlayın, seriyyeleri/bölükleri hazırlayın, ketibeleri/taburları düzenleyin ve şerleri ve ehlisünnete tuzakları uzayan ve haçlılar için gözetleyen bir göz ve Müslümanlara karşı saldırgan bir el olmaktan başkasını kabul etmeyen bu Ebu Riğal torunları olan hain mürtedleri tahttan indirmek için Allahtan yardım dileyin. Zira dökülen kan ve ahireti arzulayan kalp olmaksızın din ve şeref muhafaza edilemez.

Ey Ürdün’deki ehlisünnet! Allah’ın hükmü ve şeriatı topraklarınızda yitirilmiş, değiştirilmiş, resmi silinmiş ve görülmezken mi ekmek için bağırıp çağırıyorsunuz? Hayallerin ardından koşturduğunuz yeter. Grupları/partileri tanımayın. Zira durumun düzelmesi, ancak yerleşmiş olan bu tağutların tahtlarından edilmeleri ve kulların rabbinin kanunlarının ikame edilmesi ile olur. Öyleyse Rabbinize ve dininize yönelin.

Nerede sizden Salt ve Fuhais süvarileri, Kerek, Zerka, İrbid ve Ma’an’nın aslanları gibi azim sahipleri?

Nerede cesurlar?

Nerede Rum’lara tabi olanlara ve Yahudi köpeklerine İslam’ın oğullarının ve mücahidlerin kim olduklarını gösterecek şiddet ehli?

Zira mücahidlerin, kendisini ihmal etmeyeceklerine Kâbe’nin Rabbine yemin ettikleri bir intikamları vardır. Kuşkusuz ki yarın, bekleyeni için yakındır.

Ey İslam ehli! Bilin ki zafer ve destek yalnızca Allah’ın elindedir; “Eğer Allah size yardım ederse, artık size galip gelecek yoktur ve eğer sizi yardımsız bırakacak olursa, ondan sonra size yardım edecek de kimdir? Öyleyse mü’minler, yalnızca Allah’a tevekkül etsinler.” (Ali-İmran 160)

İmamı Taberi tefsirinde şöyle demiştir; “Artık insanlardan size galip gelecek yoktur. Diyor ki: O’nun size yardım etmesiyle tüm insanlar size karşı toplansalar bile size galip gelecek kimse yoktur. Öyleyse O’nun emirleri doğrultusunda olduğunuz ve O’na ve resulüne itaatte dosdoğru olduğunuz sürece sizin sayınızın azlığından ve onların sayısının çokluğundan dolayı Allah düşmanlarından korkmayın. Zira galibiyet sizindir ve zafer onlardan uzaktır”. (Tefsirut-Taberi 6/192) Öyleyse Allah’tan yardım inmesini isteyin. “Allah dost olarak yeter. Allah yardımcı olarak yeter”. (Nisa 45)

Ey Iraktaki ehlisünnet aşiretleri! Mücahidlerin cesaretlerini ve güçlerini gördünüz. Sarıklı Rafıziler peşkeşe seslenmeniz ve onlardan dilenmeniz size hiçbir fayda sağlamadı. Sizden savaşan ve mürted olan, hiç ummadığı bir anda ve güpegündüz istese de istemese de ölmek için evinden alınır oldu.

Mecusi devleti İran’dan yardım isteyecek bir hale geldiniz. Hayret size. Nerede sizin izzetiniz ve adamlığınız? Nerede sizin gururunuz? Ehlisünnetin kadınlarının Rafızilerin hapishanelerinde ve göç ettirme ve dağınıklık kamplarında inlemeleri ve feryatları sizi uykunuzdan uyandırmıyor ve hüzünlendirmiyor mu?

Rabbinize tövbe edin ve dönün. Zira bu umduğumuz ve beklediğimiz şeydir. Kuşkusuz ki bizler, kendisine güç yetirmeden önce tövbe edenin tövbesini kabul ediyoruz. Mecusi Rafıziler güven içerisinde keyif çatarken ve sizden önceki sahavata yaptıkları gibi sizin de üzerinize çullanmak için çözüm anını beklerken sizler oğullarınızın kanlarıyla süresini uzattığınız kazançsız savaşın yakıtları olmayın.

Zira o sahavat gruplarının karşılaştıkları şeylerde sizin için ibret ve öğüt vardır. Haddi aşmanızdan ayılın, olgunluğunuza dönün, İslam Devleti’ne yardım edin ve onun gücünü kendinizi savunmak ve korumak için koruyup en iyi şekilde kullanın. Bu sizin için daha hayırlıdır.

Ey Irak, Şam, Horasan, Yemen, Asya’nın doğusu, Afrika’nın batısı ve ortası, Somali, Libya, Sina, Necd, Hicaz, Tunus Cezayir, Kafkas ve Keşmirde olan hilafet askerleri! Ey İslam’ın askerleri ve onun sancağının koruyucuları! Ey orman sahanın aslanları! Rabbinizin şu sözüne dikkatinizi verin: “Allah, kuluna yeterli değil midir? Seni O’ndan başkalarıyla korkutuyorlar. Allah, kimi saptırırsa, artık onu doğru yola iletecek kimse yoktur. Allah, kimi hidayete erdirirse, onu saptıracak kimse yoktur. Allah, intikam sahibi, güçlü ve üstün olan değil midir? Andolsun, onlara: “Gökleri ve yeri kim yarattı?” diye soracak olsan, elbette “Allah” diyecekler. De ki: “Gördünüz mü, haber verin; Allah’tan başka kendilerine dua ettikleriniz, eğer Allah bana bir zarar dileyecek olsa, O’nun zararını kaldırabilirler mi? Ya da bana bir rahmet vermeyi istese, O’nun rahmetini tutup önleyebilecekler mi” De ki: “Allah, bana yeter. Tevekkül edecek olanlar, O’na tevekkül etsinler.” (Zümer 36-38)

Rabbinizin şu sözüne de dikkatinizi verin: “Gevşemeyin, üzülmeyin; eğer iman etmişseniz en üstün olan sizlersiniz. Eğer size bir yara değdiyse, o kavme de benzeri bir yara değmiştir. İşte o günleri insanlar arasında devrettirip dururuz. Bu, Allah’ın iman edenleri belirtip ayırması ve sizden şehidler edinmesi içindir. Allah, zulmedenleri sevmez”. (Ali-İmran 139-140)

Bütün gücünüzü sarf ederek ve çalışarak zafer için çabalayın. Sabredenler olarak ve karşılığını Allah’tan bekleyerek şehadeti isteyin. Her şeyin hükümdarlığı elinde olana tevekkül edin. O’dan yardım etmesini, isabetli kılmasını, yol göstermesini ve feraset isteyin ve bu yolu sürdürün. Zira bu yol, peygamberlerin ve nebilerin –Aleyhimus-Salatu ves-Selam- yolu olan; hicret, savaş, kanlar ve cesetlerdir.

Geri dönenlerin veya yüzüstü bırakanların ve muhaliflerin çokluğu sizi korkutmasın veya yanıltmasın. Cemaatin özünden ayrılmayın. Emirlerinize karşı gelmekten sakının. Sizden her biriniz gediğini/görevini korusun ve İslam’a onun tarafından zarar verilmesin.

Doktor, medyacı, kadı, davetçi, sorguya çeken, emniyetçi ve idari; hepsi cihad, tahammül, sabır ve ecrini Allah’tan bekleme üzeredir. “Eğer nöbet tutmada/ribatta olması gerekirse o, ribatta olur. Eğer arka saflarda olması gerekirse o, orada olur” (Buhari, Allah yolunda gazvede nöbet bekleme babı, 2887)

Sizinle emirlerinizin arasını açmak isteyen ve aranızda kin ve nefret meydana getirmek isteyen kişilerden sakının. Nebinizin sallallahu aleyhi ve selemin tavsiyesine azı dişlerinizle sıkıca sarılın. Zira O şöyle demiştir: “Allah’ın bana emrettiği şu beş şeyi size emrediyorum; cemaat, İşitip itaat etmek, hicret ve Allah yolunda cihad. Zira kim cemaatten bir karış kadar çıkarsa -geri dönmesi hariç- İslam’ın bağını boynundan çıkarmış olur. Kim de cahiliye davasını güderse o da cehennemliktir.” Dediler ki: Ey Allah’ın Resulü! ‘oruç tutsa namaz kılsa damı?’ Dedi ki: “oruç tutsa, namaz kılsa, kendisinin Müslüman olduğunu zannetse de. Müslümanları Allah azze ve celle’nin kendilerini isimlendirdiği ‘müslümanlar, müminler ve Allah Azze ve celle’nin kulları’ isimleri ile isimlendirin” (Münnedi-Ahmed, 17170)

Allah’ın beraberliği ve desteğiyle müjdelenin, zira sahihi Müslim’de rivayet edilen bir hadiste aleyhissalatu vesselam şöyle demiştir: “Ümmetimden bir grup, düşmanlarını alt ederek, onlar bu hal üzereyken kıyamet onlara gelinceye kadar Allah’ın emri üzere savaşırlar. Onlara muhalefet edenler onlara zarar veremez” (Ümmetimden bir taife hak üzere üstün olmaya devam edeceklerdir, onlara muhalefet edenler onlara zarar veremez babı, 1924)

Ey İslam’ın askerleri! Ve Şam, Bereke, Dımeşk, Rakka, Hayr, İdlib ve Haleb’deki hilafetin oğullar! Allah’ın sözüne ve yardımına güvenin, O’nun sağlam ipine sıkıca sarılın, gece rahipleri ve gündüz süvarileri olun. Sonra da hayırla sevinin ve onu ümit edin. Zira hiç şüphe yok ki her sıkıntıyla beraber bir rahatlık ve çıkış yolu vardır ve asla bir zorluk iki kolaylığa üstün gelemez.

Ebu Basir’in ve Muhammed b. Mesleme’nin torunları, –Allah O ikisinden razı olsun- haçlılara, mücrim ateistlere, Nusayrilere ve ridded grupları sahavatlara mücahidlerin şiddetlerinden bir kısmını tattırmak için yerlerinden sıçradılar. Bizimle onlar arasındaki savaşın ateşi tekrardan tutuştu ve onun ateşi şiddetlenecektir ki onların bu savaşa hiç kapasiteleri yoktur.
Haçlılar, Nusayrileri ve ateist Kürtleri kışkırtıp onların ne kafalarını ne de kuyruklarını bırakacak bir öğütücü savaşın içine ittiler ve devleti Hecin ve etrafında kuşattıklarını zannettiler. Hal buysa durum onların zannettiklerinin ve düşündüklerinin zıddınadır. Zira onlar, Allah’ın gücü ve kuvvetiyle Şam topraklarının bir karışı ile bile sevinemeyecekler. Zira devlet Hecin’de kuşatılmamıştır. Zira ehlisünnetin oğulları, zulme ve haksızlığa karşı uyumayan, zelil ve hakir yaşantıyı nefisleri kabul etmeyen cesurlardır.

Zorbalık, Müslümanların kanlarını ucuz sayma ve caydırıcı hiçbir şey olmaksızın onların organlarını kurcalamanın zamanı geride kaldı. Pranga ve kölelik zamanı geride kaldı. Günler, din düşmanlarının hoşuna gitmeyecek ve hayatlarını zehir edecek şeylere gebedir.

Ey Irak’ın askerleri! Ey savaş ehilleri! Kıvılcımların başlangıcı sizdendir. Öyleyse saldırı üstüne saldırı düzenleyin. Sakinlikten ve rahattan sakının. Safları sıklaştırmak için elinizden geleni yapın. Tehlikelere dalmak için ketibeleri/taburları düzenleyin. Rafızilere ve mürtetlere hayatlarını zehir edin. Onların yeşilliğinin kökünü kurutun. Dininiz için intikam almak ve Safevi ve mürtedlerin hapishanelerindeki mustazaflara yardım etmek için Allah’a kendinizden hayır gösterin.

Vallahi bizler sizleri unutmadık ey esir kardeşlerimiz ve bacılarımız. Sizin, bizim üzerimizde çok hakkınız var ve bizler sizi kurtarmada hiçbir gayreti ihmal etmeyeceğiz. Sabredin. Sebat edin. Çok dua ederek Rabbinize ve yaratıcınıza yönelin, istemede ısrar edin ve O’ndan, kardeşlerinize açmasını ve size acil bir ferahlığı ve yakın bir çıkış yolunu kolaylaştırmasını isteyin. Dertlerin acılığına yakînin tatlılığıyla ve ıssızlığa Allah’ın zikriyle ve ezberleyerek, düşünerek ve anlayarak O’nun kitabına yakınlaşmayla sabredin.

Zira bu muttakilerin azığıdır. Hiç kuşku yok ki, cellatlarınızdan kısas alacağınız o gün gelecektir. Kardeşlerinizden, göğüslerinizi ferahlatacak ve kalplerinizin kırıklığını onaracak şeyleri görmeniz Allah’ın izni ile sizin bizim üzerimizdeki haklarınızdandır.

Bizler kadınlar gibi oturmuş ağlarken ehlisünnetin zelil kılındığı ve saygınlığının zedelendiği bir yaşantıda hayır yoktur. Necis Rafıziler bizden şiddet sertlik dışında hiçbir şey göremeyecekler.

Size gelince ey her yerdeki; medyadaki ve meydandaki hilafetin yardımcıları! Sizleri müjdeliyoruz ki devlet en hayırlı haldedir. Zira o, Allah katında olanı ummaktadır, Allah katında olan da en hayırlı ve kalıcı olandır. Allah’ın düşmanları merkezleri, kurulları ve az olmayan değersiz insanlardan oluşan bir sayıyı kendisinin emrine vermişken kasten yapılan saptırma ve karalama kampanyası sizi ürkütmesin.

Ey bildiri aslanları ve medya süvarileri! Aman ha devletin merkezi medyasının dışında başka bir yerden ve başka bir yerden bilgi edinmekten sakının. Sözünüzü yenileyin, daha fazla gayret edin, devletinize yardım etmeye daha çok sevk edin. Zira bugünkü savaş sizin sahanızdadır ki sizin sahanızın dışında kalan alanlarda siz olmadan yetinilmiştir ve kardeşleriniz uğraşı içerisindedirler. Öyleyse, onlara yardımcı, destek ve arka çıkan olun.

Kanada, Avrupa ve diğer haç beldelerinde olan yırtıcı aslanları, kardeşlerine yardım için yapmış oldukları güzel amellerinden dolayı kutluyoruz. Gerçekten Allah sizlerin gayretlerinizi bereketli kılsın ve güzel imtihanınızı sizden kabul etsin.

Ey hilafetin yardımcıları! Onların izinden yürüyün. Kolay şeylerle hazırlık yapın. Yüce ve her şeye güç yetirene tevekkül edin. Kalpleri yerlerinden söken ve akılları bir anda yok eden vuruşlarla vurun.

Zira sizin topraklarınızda olan bir delici mermi, iç organlara batan bir bıçaklama ve bir patlayıcıyı patlatma bizim yanımızdaki bin operasyona eşdeğerdir. Yollarda çiğnemeyi de ihmal etmeyin. Ateşi haçlıları ve mürtedleri yakacak olan savaşınız için hazırlığınızı yapın.

Ey hilafet askerleri ve onun yardımcıları! Bu sayılı günlerde elden kaçanları telafi etmenizi, Ca’d b. Dirhem’i öldürme sünnetini ihya etmenizi ve her laiki, ateisti ve Allah ve Resulüne karşı savaşan mürtedi kurban etmenizi sizlere hatırlatıyorum. “Rabbimiz, günahlarımızı ve işimizdeki aşırılıklarımızı bağışla, ayaklarımızı sabit kıl ve bize kâfirler topluluğuna karşı yardım et”. (Ali-İmran 147) “Allah, emrinde galip olandır, ancak insanların çoğu bilmezler”. (Yusuf 21)

Nebimize Allah’ın salatı ve selamı olsun. Davamızın sonu Âlemlerin rabbi olan Allah’a hamd etmektir.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM