• DOLAR
    5,3518
    % 0,33
  • EURO
    6,1123
    % 0,49
  • ALTIN
    222,2769
    % 0,07
  • BIST
    95.411,49
    % 2,40
Sabret! Şüphesiz Allah’ın Vaadi Haktır – 2

Sabret! Şüphesiz Allah’ın Vaadi Haktır – 2

Sabret! Şüphesiz Allah’ın Vaadi Haktır – 2

İslam Devleti’nin Resmi Sözcüsü Şeyh Mücahid Ebu Hasan El-Muhacir’in -Allah O’nu korusun- “Sabret! Şüphesiz Allah’ın Vaadi Haktır” Başlıklı Konuşmasının ikinci bölümünü sizlerin okumasına sunuyoruz.

Ey insanlar! Sebat edenlerin haberleri size ulaşmadı mı? Onların haberi sizin kulağınıza gelmedi mi? Hangi haber? Evet, Rabbime yemin olsun ki, hangi haber? Belanın büyüdüğü, efendiliğin ve yöneticiliğin, küfür ehlinin ve ayak takımı kimselerin eline geçtiği dönemde… İyiliği emredip kötülüğü nehyeden, haçlı Avrupa’nın kapılarını korku ve müjde ile çalan iman ehlinin sebatını, ayakları çamura batanlara ve adımları haktan uzaklaşanlara anlatın.

Nitekim Avrupa’nın kulakları sağırlaştı ve korku, dehşet ve panik ile doldu. Bunun büyük bir ordu olduğunu ve sonlarının geldiğini anladı. Allah’ın fazileti ile iman taifesi yükseldi ve geri dönmedi. Küfür taifesi geri döndü ve tükendi. Nerede Sirte? İşte Sirte sana; muhacir, ensar, hayırlı ve temiz ehlinin haberlerini anlatandır. İhtilaf ve ayrılığı attıktan ve safın birliğini ve Allah ve Resulüne itaat için sözlerin birleştirilmesini tercih ettikten sonra Libya topraklarında tevhid bayrağını yükseltip dalgalandırmaya yoğunlaşanların haberleri…

Nitekim bunlar, Müslümanların halifesine ve imamına biat ettiler. Allah azze ve celle onlara birçok mıntıkanın fethini nasip etti. Onlar orada Allah’ın şeriatiyle hükmettiler, iyiliği emredip kötülüğü nehyettiler ve dini ikame edip had cezalarını uyguladılar.

Onların yaptıkları, bazılarının burunlarını kabarttı. Ve haçlı ümmeti, İslam ve Müslümanlar ile savaşmak için birbirilerinden yardım, dostluk ve itaat istediler ve her taraftan üşüşüp toplandılar. Asrın zındığı ve şeytanın kardeşleri bu haçlı seferinin kibrini dost edindi. Hilafet devleti ile savaşma yolunda ellerindeki tüm güç ve kudreti seferber ettiler. Riddeti ve haçlılara uşaklığı helalleştiren ve masum ve haram kanları mübahlaştıran fetvaları seferber ettiler.

Allah’ın fazileti ile hilafet askerleri ve örnek fatihlerin torunları, mıntıkanın şahitlik ettiği en şiddetli saldırılara karşı dinleriyle izzetli bir şekilde, imanlarıyla yücelip nefisleri, malları, çocukları ve ailelerini feda ederek yüce dağlar gibi sebat ettiler. Allah’tan ecirlerini bekleyerek ve yakinen inanarak şöyle demekteydiler: “De ki; Bizim için siz, (şehidlik veya zafer olmak üzere) ancak iki güzellikten birini bekleyebilirsiniz. Biz de, Allah’ın kendi katından veya bizim ellerimizle size ulaştıracağı bir azabı bekliyoruz. Haydi bekleyin. Şüphesiz biz de sizinle birlikte beklemekteyiz.” [Tevbe, 52]

Haçlıların uşaklarına her türlü sıkıntıyı verdiler. Sorumluluklarını yerine getirip Rablerine mazeretlerini sunduktan sonra İslam’ın yiğitlerini ve hilafetin askerlerini Rablerine ulaştıran yiyip bitirici bir savaşta, yaklaşık olarak yarım sene veya daha fazla onlara saldırılar düzenlediler. Biz onları böyle biliyoruz, Allah onları en iyi bilendir. “Onlar mü’minlerden ancak; göklerin ve yerin hükümranlığı kendisine ait olan mutlak güç sahibi ve övülmeye layık olan Allah’a iman ettikleri için intikam alıyorlardı. Allah, her şeye şahittir.” [Buruc, 8-9]

Sabredip ecirlerini Allah’tan bekleyerek Allah yolunda ölümü ve öldürülmeyi tercih edip Allah’ın şeriatiyle hükmettikleri topraklardan geri çekilmeyen ve bu toprakları âlemlerin Rabbine küfreden bir kavme teslim etmeyen bu mücahid ümmetin sebatında, büyük etkiler meydana geldi. İman, sabır, feda, fedakârlık ve sabırda ve ribatta yarış edenlere canlı bir örnek oldular. Ruhlarda ve canlarda ucuz davranmaları, İslam ehlinin sadık evlatlarını tanımaları için bir davettir.

Nitekim bu İslam ehli, ümmetin Allah’ın izni ile izzet, şeref, zafer ve temkin meydanlarına geçtiği bir köprü olmaktan başka bir şeye razı olmadılar.
O iki yoldur. Ya ulaşacağımız bir zafer veya en güzel menzillerin olduğu ebedi bir cennet…

Bizler, topladığımız binlerle savaşmıyoruz. Olgunlaşmış milyonlarca kahramanla da savaşmıyoruz,

Bizler, ilk günlerinde öncülerine zaferi garanti veren din ile beraber savaşıyoruz

Savaşta, hilelere gerek bırakmayan sadık güç sahiplerinin azmini taklid edinin ve onunla zırhlanın

Yüce dağlar korkudan meyletse bile, yerinden sarsılmayan ve meyletmeyen topluluğa yönelin.

Hakka tesir eden canını feda eder ve arzusu en uzun mesafede bile olsa yine ona ulaşır.

Ey Hilafet askerleri! Sakın ola ki; düşmanınıza karşı yumuşamayın. Zira biz, sizin bu şekildeki hiç bir döneminizi bilmedik. Bu, küfür milletlerinin; başta da kendisini İslam’a ve Müslümanlara karşı savaşa soktuğundan bu yana bir zafer kutlaması yapamayan Amerika’nın tamamen idrak ettiği şeydir. Bizler bugün Allah’ın lütfuyla, hilafetin binasının yükseldiği yeni bir zamandayız ve küfür her ne kadar öfkelenip gürlese de bizden Allah’ın gücü ve kuvvetiyle ancak kendisinin başına gelecek kötü şeyler görecek. Öyle ki; Allah bize yeter ve O ne güzel vekildir.

Allah, onlara karşı bizim yardımcımızdır. Evet! Onlara karşı Allah bizim yardımcımızdır. Bu, ancak büyük savaşların parıltısı ve başlangıcıdır. Bu savaşta galip olacak olan ise, önce gelmiş olan değil sabreden ve sadık olandır. Önemli olan, sonun nasıl olduğudur.

Ey Libya’daki İslam askerleri ve sancağın taşıyıcıları! Dininiz ve ümmetiniz adına Allah için dikkatli olun. İslam’a sizin tarafınızdan zarar gelmesin. Kardeşleriniz şüphesiz sözlerini ve sorumluluklarını yerine getirdiler.
Eğer sabreder, hak üzerinde sebat eder ve kesin olarak inanırsanız, bu taze fidanın temiz kanlarla ve paramparça olan vücutlarla sulanmasının ardından, Allah’ın izniyle güzel meyvesini göreceksiniz.

Bela ile sınanma günlerinde, İmam Ahmed bin Hanbel’e -Allah O’na rahmet etsin- şöyle dendi: “Ey Ebu Abdullah! Batılın nasıl da hakka üstün geldiğini görmüyor musun?” O ise şöyle dedi: “Asla! Batılın hakka üstün gelmesi, kalplerin hidayetten dalalete intikal etmesidir. Oysa kalplerimiz hala hakka bağlıdır.” Kardeşleriniz sebatları ve sabırlarıyla, kendileri aracılığıyla hidayet bulunan misallere, anlatılan efsanelere dönüştüler. Allah’tan yardım dileyin. Sakın ola ki; mürtedler hayatın rahatını ya da uykunun lezzetini yaşamasınlar. Savaş karşılıklıdır, günler de dönüşümlüdür (savaş bir lehimize, bir de aleyhimizedir). Güzel son ise muttakiler içindir.

Ey Irak ve Şam’daki Ehlisünnet! Ey Ehlisünnet! Küfür ehlinden ve haç milletlerinden ordular size karşı birleştiler. Amerika, Hilafet devletine karşı Irak’ta, Şam’da; otoritesinin uzandığı her mekânda savaşmak için bu hiziplere önderlik ediyor. İslam ehlinin; dağınıklığını toparlayan, saflarını ve sözünü tek bir imam önderliğinde, tek bir bayrak altında ve tek bir gaye üzerine birleştiren bir hilafetinin var olmasının ardından, Müslümanların içindeki cihad ateşini ve göğüslerinde yanan izzet alevini söndürebileceklerini sanıyorlar.

İşte bugün İslam Devleti’nin nüfuz sahibi olduğu; Allah’ın lütfuyla Rafızilere, Nusayrilere ve ateistlere karşı sizlerin korunaklı kaleniz ve sağlam zırhınız haline gelen bölgeleri ele geçirebilmek için ellerinden gelen her şeyi yapıyorlar.

Haçlıların Musul’a ve Telafer’e karşı birliklerini toplamalarını, hilafetin onurlu evlatlarının da buraları koruyup savunmak için harcadıkları çabayı gördünüz ve işittiniz. Hilafetin gerek muhacirlerden gerek de ensarlardan evlatlarının bu uğurdaki büyük fedakârlıklarını bilmediğinizi zannetmiyoruz.

Aksine Allah’ın lütfu ve nimetiyle ileri atılmanın, canı Allah yolunda ucuzca harcamanın ve Allah’ın rızasını kazanabilmek için vermenin, aşiretlerden çıkan seçkin İslam evlatlarının üzerine sebat ettikleri şey ve maksatları haline geldiğini gördünüz.

Dahası ensarın, muhacir kardeşiyle yarıştığını görüyorsunuz. Allah’ın muvaffak kılması ve lütfuyla artık istişhadi operasyonlar, orta yaşlılar dışında sadece gençlerle sınırlı kalmıyor. Aksine artık herkes arkadaşını geçmeye çalışıyor.

Gençler öldürülmeyi şeref olarak görüyor.
Yaşlılar da savaşta tecrübe kazanıyorlar.

Öfkenle geber ey Amerika! Öfkenle geber! Yaşlısı genci, Allah yolunda ölmek ve canlarını ucuzca vermek için yarışan bir ümmet yenilmeyecektir.

Tasası ahiret ve güzel akıbet olan bir nesil mağlup olmayacaktır. Ey Ehlisünnet! Kardeşlerinize yardım için kalkın ve saflarına karışın. Allah’a kavuştuğunuz zaman sizi sevindirecek ve sizden razı olacağı bir duruş sergileyin.

Ey Irak ve Şam’daki Ehlisünnet! Bugün Haçlılar ve küfür milletleri Rafızilerin, Nusayrilerin ve ateistlerin liderliğine itaat etmeniz için bölgeleri sizden boşaltma adına habis bir çaba ve aceleci bir hile içindedir. Bundan öncesinde de, sonrasında da bildiler ki; gasp edilmiş Müslüman topraklarındaki maslahatları ve kazanımları adına korkularına ilaveten onlara en şiddetli düşmanlık gösterenler, Yahudi devletçiği, işbirlikçileri olan Körfez’deki ve diğer bölgelerdeki riddet hükümetleri için en büyük tehlike sizlersiniz.

Yüzyıllardır pençelerini ümmetin bedenine geçirdiler. Allah’ın izniyle bu pençeler sökülüp çıkarılacak ve o eller koparılacak. İnşallah bu, hilafet evlatlarının imanı, sebatı, tevekkülü, sabrı ve azmiyle olacak. Onlar istese de istemese de, planlar kursalar ve hileler yapsalar da bunlar Rabbani vaatlerdir.

Allah’ın emri ve kaderinden başka bir şey gerçekleşmeyecektir. Allah, Şam’a ve ehline kefil olmuştur. Bizler Rabbimiz hakkında hüsnü zan besliyoruz. O bizleri zayi etmeyecektir. Allah Resulü s.a.v şöyle buyuruyor: “Muhakkak ki sizler, ordular halinde ordulaşacaksınız. Bir ordu Şam’da, bir ordu Irak’ta ve bir ordu Yemen’de olacaktır.” İbn-i Havale dedi ki: “Ey Allah’ın Resulü! Benim için tercih et (hangisine katılayım)?” Resulullah s.a.v: “Şam ordusuna katıl. Şam ordusuna katılmaya güç yetiremeyen kimse Yemen ordusuna katılsın ve göllerinden (hayvanlarını) sulasın. Şüphesiz Allah Şam’a ve ehline benim için kefil olmuştur, buyurdu.” [Müsned, Ahmed bin Hanbel, Hadis No:20356]

Müslümanların askerleri Allah’ın izniyle Şam’daki, Irak’taki, Yemen’deki topraklarından ve Müslümanların, hilafetin otoritesinin uzandığı hiçbir toprağından gitmeyecek. Küfrün siyasetçileri ile haçlıların önderleri her ne kadar Rabbani vaatlerle ve zevallerine yol açacak olaylarla rekabet edebileceklerini zannetseler de ya da bir çatışmada veya bir bölgede veya da bir şehirde, bir beldede İslam’ın evlatlarını öldürmekle zafer kazandıklarını sansalar da bu, kuruntudan başka bir şey değildir. Zira sözlerini tutan ve sadık olan o yiğitlerden her birinin çabasında ciddi olduğuna ve ölümü uzun zamandır temenni ederek ve umarak cihada çıktıklarına inanıyoruz -Allah haklarında en doğrusunu bilendir-.

Ey haça tapanlar! Arzuladığınız şeyler ile aranızda ne kadarda uzaklık var! Allah şüphesiz kullarına vaadini gerçekleştirendir: “Allah, içinizden, iman edip de salih ameller işleyenlere, kendilerinden önce geçenleri egemen kıldığı gibi onları da yeryüzünde mutlaka egemen kılacağına, onlar için hoşnut ve razı olduğu dinlerini yaşamalarında onlara temkin vereceğine, yaşadıkları korkularının ardından kendilerini mutlaka emniyete kavuşturacağına dair vaatte bulunmuştur. Onlar bana kulluk eder ve bana hiçbir şeyi ortak koşmazlar. Artık bundan sonra kimler inkâr ederse, işte onlar fasıkların ta kendileridir.” [Nur, 55]

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM
2019-01-16 23:34:57
2019-01-16 22:03:35
2019-01-16 21:30:18
2019-01-16 15:21:56