• DOLAR
    5,3105
    % 0,10
  • EURO
    6,0449
    % 0,25
  • ALTIN
    226,9891
    % 0,19
  • BIST
    104.330
    % 1,11
NİFAKIN İKİ KISMI VE MÜNAFIKLARIN ÖZELLİKLERİ

NİFAKIN İKİ KISMI VE MÜNAFIKLARIN ÖZELLİKLERİ

NİFAKIN İKİ KISMI VE MÜNAFIKLARIN ÖZELLİKLERİ

İslam Devleti’nin resmi yayın organlarından biri olan El-Hayat Medya tarafından Rebiulevvel 1438 tarihinde, Rumiyah dergisinde yayımlanan “NİFAKIN İKİ KISMI VE MÜNAFIKLARIN ÖZELLİKLERİ” isimli makaleyi sizlerin okumasına sunuyoruz.

Muhammed bin Abdulvahhab’ın r.h Risalesi (İbn-i Teymiyye’nin r.h risalesinden kısaltılmıştır.)

Bil ki; -Allah sana rahmet etsin- Allah-u Teâlâ’nın Muhammed’i ﷺ göndermesinden ve O’nu hicret ve zaferle izzetlendirmesinden bu yana insanlar üç kısma ayrılmıştır: Mü’min olan kısım; bunlar Nebi’ye ﷺ zahiren ve kalben iman edenlerdir. Kâfir olan kısım; bunlar onu inkâr ettiklerini izhar edenlerdir. Münafık olan kısım; bunlar ise zahiren ona iman ettiğini iddia eden ancak kalben iman etmeyenlerdir. Bunun için Allah-u Teâlâ Bakara suresine, Mü’minlerin sıfatları hakkında dört ayetle, kâfirlerin sıfatları hakkında iki ayetle ve münafıkların sıfatları hakkında ise on üç ayetle başlamıştır.

Kitap ve sünnetin belirttiği ve Ali bin Ebi Talib’in de r.h kendisinden nakledilen bir eserde beyan ettiği üzere; imanın, küfrün ve nifakın kısımları ve türleri vardır. Nifakın türlerinden biri, büyük nifaktır. Bu nifak sahipleri, cehennemin en alt tabakasında olurlar. Abdullah bin Ubey ve onun dışındaki münafıkların nifakı gibi. Bu nifak çeşidine şunları örnek verebiliriz; Rasulullah’ı ﷺ yalanladığını izhar etmek, Rasulullah’ın ﷺ getirdiklerinden bazılarını inkâr veya buğzetmek, O’na tabi olmanın vacip olmadığına inanmak, O’nun dininin düşüşüne sevinmek veya O’nun dininin yükselmesine hoşnut olmamak ve ancak Allah’ın ve Resulü’nün ﷺ düşmanlarının sahip olduğu şeyler.

Bu nifak miktarı, Allah Resulü’nün ﷺ döneminde vardı. O’nun döneminde var olan nifaktan daha fazlası, ondan sonraki dönemlerde de var olmaya devam etti. Çünkü onun döneminde imanın gerekleri daha güçlü idi. O’nun döneminde imanın gücüne rağmen nifak var oldu ise, imanın daha zayıf olduğu dönemlerde nifakın olması gayet doğaldır. İşte bu, büyük nifak örnekleridir. Allah muhafaza etsin!

Küçük nifak türüne gelince; bu, ameller ve buna benzer şeylerdeki nifaktır. Örneğin; konuştuğunda yalan söylemek, söz verdiğinde sözünde durmamak ve kendisine emanet verildiğinde ona ihanet etmek. Çünkü bu konuda meşhur olan bir hadiste Allah Resulü ﷺ şöyle buyurmaktadır: “Münafığın alameti üçtür: Konuştuğunda yalan söyler. Söz verdiğinde sözünde durmaz. Kendisine bir şey emanet edildiğinde hıyanet eder.” [Müslim rivayet etti].

Cihattan yüz çevirmek de bu konunun altına girmektedir. Çünkü bu, münafıkların özelliklerindedir. Nitekim Allah Resulü ﷺ şöyle buyurdu: “Kim gazve yapmadan ve gaza yapmayı temenni etmeden ölürse nifaktan bir şube üzerine ölmüş olur.” [Müslim rivayet etti.]

Allah-u Teâlâ, El-Fadıha (rezillikleri ortaya çıkaran) olarak adlandırılan Beraat suresini indirdi. Çünkü bu sure, münafıkların iç yüzlerini açığa çıkartmaktadır. Nitekim İbn-i Abbas r.h şöyle dedi: “O, el-Fâdıha suresi’dir. Zira o devamlı şekilde “Ve minhum… Ve minhum…” (Ve onlardan… Ve onlardan…) diye iniyordu. Nihayet münafıklar, onlardan dokunulmadık hiç kimsenin kalmayıp mutlaka bu surede zikrolunacaklarını zannettiler.”

Mikdad bin El-Esved şöyle dedi: “O, El-Bahus Suresi’dir. Çünkü o, münafıkların gizli hallerini anlatmaktadır.”

Katade ise şöyle dedi: “O, El-Musire’dir. Çünkü o, münafıkların rezilliklerini dile getirmektedir.”

Bu sure, Allah Resulü’nün ﷺ yaptığı son gazvede yani Tebuk gazvesi gününde indi. Şüphesiz Allah-u Teâlâ, İslam’ı izzetlendirip onu desteklemiştir. Bu surede, münafıkların durumları açığa çıktı ve Allah ﷻ onları korkaklık ve cimrilikle vasıflandırdı. Korkaklıktan kasıt, cihadı terk etmeleri, cimrilikten kasıt ise Allah ﷻ yolunda infak etmemeleridir.

Allah-u Teâlâ şöyle buyurdu: “Allah’ın kendilerine lütfundan verdiği nimetlerde cimrilik edenler, bunun, kendileri için hayırlı olduğunu sanmasınlar. Hayır! O kendileri için bir şerdir. Cimrilik ettikleri şey kıyamet gününde boyunlarına dolanacaktır. Göklerin ve yerin mirası Allah’ındır. Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.” [Ali İmran, 180]

“-Savaş taktiği olarak düşmanı vurmak için çekilme, ya da diğer bir birliğe katılmak durumu hariç- böyle bir günde her kim onlara arkasını dönerse mutlaka o, Allah’ın gazabına uğramış olur. Onun varacağı yer de cehennemdir. Ne kötü varılacak yerdir orası!” [Enfal, 16]

Allah-u Teâlâ’nın onları korkak olarak vasıflandırması konusuna gelince; Allah-u Teâlâ şöyle buyurdu: “Kesinlikle sizden olduklarına dair Allah’a yemin ederler. Oysa onlar, sizden değillerdir. Fakat onlar korkudan ödleri patlayan bir topluluktur. Eğer sığınacak bir yer bulsalardı” yani kaleler ve korunaklar gibi bir yer bulsalardı ‘veya (gizlenecek) mağaralar bulsalardı’ yani suyun yerin dibine girdiği gibi onlar da içine girecek mağaralar bulsalardı ‘yahut girilecek bir delik bulsalardı’ yani külfet ve meşakkatle girilecek bir yer bile olsa, ‘hızla oraya yönelip’ yani cihadı bırakıp oralara ‘koşarlardı’ yani binildiği vakit dizginlerin kendilerini geri çevirmediği hırçın atlar gibi onlar da öyle hızlı koşarlar ki, hiçbir şey onları geri çeviremez.” [Tevbe, 56-57]

Allah-u Teâlâ şöyle buyurdu: “İman edenler ancak, Allah’a ve Peygamberine inanan, sonra şüpheye düşmeyen, Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad edenlerdir. İşte onlar doğru kimselerin ta kendileridir.” [Hucurat, 15]

Allah-u Teâlâ Mü’minlerin sadece, iman edip cihad edenler olduğunu beyan etti. Ve Allah-u Teâlâ şöyle buyurdu: “Allah’a ve ahiret gününe iman edenler, mallarıyla ve canlarıyla cihad etmekten geri kalmak için senden izin istemezler. Allah, kendine karşı gelmekten sakınanları çok iyi bilendir. Ancak Allah’a ve ahiret gününe inanmayan, kalpleri şüpheye düşüp kendileri de o şüphelerinin içinde bocalayan kimseler senden izin isterler” [Tevbe, 44-45]

Allah-u Teâlâ bu ayette, mü’minlerin cihadı terk etmek için izin istemediklerini bildirmektedir. Ancak izin isteyenler, Allah’a iman etmeyenlerdir. O halde, izin almadan cihadı tümüyle terk edenin durumu nasıl olur? Allah-u Teâlâ, münafıkların cimrilik sıfatları hakkında şöyle buyurdu: “Nafakalarının kabul edilmesine, yalnızca, Allah’ı ve Resulünü inkâr etmeleri, namaza ancak üşene üşene gelmeleri ve ancak gönülsüzce infak etmeleri engel olmuştur.” [Tevbe, 54]

Eğer Allah-u Teâlâ’nın gönülsüzce infak eden kimseye karşı kötülemesi bu olmuşsa o zaman infakı bütünüyle terk edenin durumu nasıl olur?

Allah-u Teâlâ, kâfirlerin Medine’ye yaklaştıklarında münafıkların Mü’minlere şöyle dediklerini bize haber vermektedir; “Üzerimizde cereyan eden bu şeyler sizin uğursuzluğunuzdur. Sizler, insanları bu dine davet ettiniz, bu din üzere savaştınız ve onlara muhalefet ettiniz.” Bazen de şöyle derler; “Sizler burada kalmakla bize işaret ettiniz. Şayet buradan çıkmış olsaydık bu şeyler bize isabet etmezdi.” Bazen de şöyle derler; “Sizler azlığınız ve zayıflığınıza rağmen düşmanlarınızı yenmek mi istiyorsunuz? Dininiz sizi aldatmış durumda.” Bazen de şöyle derler; “Sizler delisiniz. Sizin aklınız yok. Kendinizi ve kendinizle beraber insanları da helak etmeyi istiyorsunuz!” Münafıklar, bazen de eziyet verici sözler söylerlerdi. Allah-u Teâlâ onlar hakkında şöyle haber vermektedir:

“Düşman birliklerinin gitmediğini sanıyorlar. Düşman birlikleri (bir daha) gelecek olsa, isterler ki, (çölde) bedevilerin arasında bulunsunlar da size dair haberleri (gidip gelenlerden) sorsunlar. İçinizde bulunsalardı da pek az savaşırlardı.” [Ahzab, 20]

Zikrettiğimiz ayette Allah-u Teâlâ münafıkları üç vasıfla vasıflandırdı.

Birincisi: Onlar -korkularından ötürü- düşman birliklerinin beldeyi terk etmediklerini sanıyorlar. İşte bu, kalbinde hastalık bulunan korkakların durumudur. Çünkü onların kalbi doğru olmayan haberi hemen onaylıyor, doğru olan haberleri ise yalanlıyor.

İkincisi: Düşman birlikleri bir daha gelecek olsaydı sizin aranızda olmamayı isterlerdi. Hatta çölde bedevilerin arasında bulunup, Medine’nin durumu nasıldır? İnsanların durumu nasıldır? Diye, sizin hakkınızdaki haberleri gidip gelene sormak isterlerdi.

Üçüncüsü: Düşman birlikleri bir daha gelecek olsa ve onlar sizin aranızda olsalar da pek az savaşırlardı. İşte bu üç sıfat, insanlardan birçoğunu kapsamaktadır.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?